Damların Üstündeki Şarkıyla Uyanan Adam
Sabah, Mayıs yağmuru. Hâlâ sessiz şehir
bir yayla kulübesi gibi. Sokaklar sessiz. Ve
gökte gürlüyor mavi yeşil bir uçak motoru. –
Pencere açık.
Java’nın derinliklerinde, gölgelerin
bölgelerinde: burada duruyor aydınlanmış saray.
Duvarla birlikte büyümüş yeşil sırakemerlerin
arasından yürüyorum ve giriyorum
taht salonuna. Orada oturuyor hükümdar,
hastalıklı beyinli bir domuz, ve kirli bir erkek hindi,
Danseder Mayıs rüzgârları denizde
Dolanırken beyaz dalgaların üstünde,
Gezinir kıyıdan kıyıya yüzeyde
Köpürür sonra denizle birlikte,
Süzülerek gümüş iplikler gibi havada.
Söyleyin, gördünüz mü benim canımın canânını?
Budur yenilik: her küçük cafcaflı
Engel camla sarmalanmış ve garip.
Parıldar ve şıngırdar bir azizin tiz sesinde. Sadece sen
Bilmezsin ne yapılacağını ani ayak kaymalarında,
O kör, beyaz, berbat, erişilmez eğimde.
Bildiğin sözcüklerle ayağa kalkmanın yolu yok.
Dedektif
Yedi tepenin, kırmızı saban izlerinin, mavi dağın üstünden
Rüzgâr eserken ne yapıyordu ki kadın?
Fincanları mı yerleştiriyordu? Önemli bir şey bu.
Pencerede miydi, dinliyor muydu?
Değerli Kürkünün Değişimleriyle Kasım
Gökyüzü öylesine gri olduğu içindir ki
toprağın kendisi başlar ışık saçmaya:
utangaç yeşiliyle çayırlıklar,
çavdar ekmeği koyuluğunda tarım toprağı.
Hayli bekledi değirmencinin karısı,
Çay soğumuştu, ateş ölmüştü;
Ve aksi bir şey yoktu belki de
Gidişinde ve deyişinde:
“Artık değirmenciler yok,”
Kocasının söyledikleri arasında buydu duyduğu;
İzledi gözlerim
geçip giderken esmer bir kızı.
Siyah fildişi gibiydi
koyu menekşe üzümler gibi,
ve kamçıladı kanımı
Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi;
Açarım gözkapaklarımı ve doğar herşey yeniden.
(Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.)
Yıldızlar vals yaparlar, kırmızı ve mavi,
Ve keyfi bir siyahlık dörtnal peşinden:
Karanlığa açılan bir kapı tüm bildiğim.
Dışarıda, eski dingiller ve paslı demir çemberler;
İçeride, çekiçlenen örsün kısa inleyişleri,
Nereye sıçrayacağı bilinmeyen kıvılcımların kuyruğu
Ya da sudaki kızgın nalın çıkardığı vızıltı.
Örs ortalarda bir yerde olmalı,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla