Bayan Helen Slingsby hiç evlenmemiş halamdı,
Ve revaçta olan bir meydana yakın küçük bir evde yaşadı
Kendisine bakan dört tane hizmetkârı vardı.
İşte öldüğünde cennette sessizlik vardı
Ve sessizlik kapladı sokağın kendisinin yaşadığı tarafını.
Çekildi panjurlar ve müteahhit sildi paspasa ayaklarını –
Biliyorsun ölümün var olmadığını. Adam kadına böyle dedi.
Biliyorum, evet, diye yanıtladı kadın: ölü olduğumu şimdi.
Çekmeceye koydum ütülediğim iki gömleğini.
Özlem duyduğum tek şey küçük bir gül şimdi.
Hep bekleyen asla birini beklememiş olandan
çok daha fazla mı acı çeker?
Nerede sonlanır acaba gökkuşağı,
senin ruhunda mı yoksa ufukta mı?
Hep kırıktır fabrika camları.
Birileri savurur hep tuğla parçalarını,
Birileri fırlatır hep cürufları,
Yapar çirkin hödük hileleri hurdaları.
Hep kırıktır fabrika camları.
Gizem
Yüreğe yakın yerden,
orta yerden türeyen üçüncü eli
görmedi kimseler. Bırak, ne sağ
ne de sol el hazırlasın
Gómez, Venezüella’nın bataklığı,
boğuluyor yavaşça yüzler
ve ruhlar çalılıklarında.
Geceleri düşüyor insanlar ona,
hızla hareket eden kollarla, koruyan
yüzünü korkunç darbeye karşı,
Kaliforniya’dan getirdim silisyumdan dikenleriyle
boynuzlu bir murexi, katılaşmış gülün
o dikenli giysisi örtülmüş dumanla,
ve içi bir gırtlak gibi gül kızılı, yanmış
etli bir taçyaprağının uysal karanlığıyla.
Git, güzelim Gül, -
Zamanını ve zamanımı boşa harcayan o kadına söyle,
Bilsin artık,
O’nu sana benzettiğimde,
Nasıl şirin ve hilesiz gözükür gözüme.
“Efsaneler ve Mirolóyiler”den
1
Gözleri dağlanmış adamın aşkı hakkında söylencedir
Prensti O
Sardese giderken
Anlatır bana gördüklerini
mağaraları, dağdaki çökmüş duvarları
dağdaki bir resmi
Bilmem ki kim
yontmuş kimin heykelini




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla