Çünkü otobüsler durmuştu parmaklığın önünde
çünkü mankenler ışıklı vitrinlerde ellerini oynatmıştı
çünkü bisikletli kız eczanenin dışında oyalanmıştı
çünkü marangoz birahanenin cam kapısını kırmıştı
çünkü çocuk asansörde çalınmış kalemle yalnızdı
çünkü köpekler deniz kıyısındaki villaları terk etmişti
Bütün gün yağdı yağmur
Ah gel bana ladin ağaçlarının arasından.
İncecik örtmüş yapraklar
Yolunu belleğin.
Belleğin yolunda durur
Bu yılkinin aynı mıdır
ormanın bıldır sarısı?
Ve tekrarlar mı kendisini
amansız deniz kuşunun siyah kaçışı?
Büyükbabam dikmişti
köydeki genç ağaçları,
büyükbabam çakmıştı
nallarını köy atlarının.
Köyün çitlerini
inşa etmişti
Büyükbabamın saati
Rafa sığmazdı
Bu yüzden durdu doksan yıl yerde
O yaşlı adamın birbuçuk katıydı
Değeri bir kuruş bile olmasa artık
Ey okyanus, armağanlarından ve tahribatından seçebilseydi ellerim
bir ölçüyü, bir meyveyi, bir ekşi mayayı, o zaman seçerdi
dünyadan uzak sakinliğini, çeliğindeki o çizgileri,
havayla ve geceyle korunan genişliğini,
ve yok eden temizliğinde
kendi sütunlarını patlatan ve çökerten
Bozkırın üstündeki güherçilenin şafağıydı.
Kar beyazı dondurucu bir odası olan
bir gemiyle yola çıkan azotla
titredi gezegen.
Bugün görüyorum iz bırakmadan
Büyük Okyanus'un kumuna açılanlardan
Brezilya, Eurico Dutra, sıcak
ülkelerin ürküten tavus kuşu,
zehirli havanın
acı dallarıyla şişman,
kara kurbağa Amerikan ayımızın
siyah bataklığından:
Kanatlı dirsekler ve göz oyuklarıyla
Çelikten gövde heykelleriyle bu insanlar
Belirirler mi,
Bulut yığınları hazır
İfade etmek için onlara,
Yaptığım her şeyden, yitirdiğim her şeyden,
şaşkınlıkla kazandığım her şeyden, kekre demirden,
yapraklardan, yalnızca birazını sunabilirim:
Korkutulmuş bir tat, bir ırmak o yakan
kartalların tüyü örter azar azar, kükürt ekşisi




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla