Sevgilim, bir soru var
seni tümüyle mutsuz eden.
Geri geldim sana
o dikenli kuşkudan.
Söyle bana, çıplak mıdır gül,
ya da başka giysisi mi yoktur?
Niçin saklar ağaçlar acaba
köklerinin görkemini?
Söyle lanetlenmiş, nedir elinden gelen rüzgâra karşı?
Nedir elinden gelen, ey lanetlenmiş,
çiçeklenip filizlenene karşı,
sessizce ve tetikte beni bekleyen ve seni kınayana karşı?
Ey lanetlenmiş, satın aldığın her şey
ihanetinin salkımında sallanır,
Yazı yazarken kınıyor beni sol elim.
Diyor ki: neden anıyorsun onların adını? nedir onlar?
anlamı nedir onların?
Neden bırakmıyorsun kalsınlar anonim olarak
kış çamurlarında, atların işediği o çamurlarda?
Ve cevap veriyor sağ elim: “Doğmuşum ben
Söyle papatya, söyle küçük birader,
gelir mi, gelmez mi,
sevincin büyüyeceği zaman,
kederin küçüleceği zaman?
Çançiçeği, çal küçük bacı,
Yabanıl bir arzuyla kırmızı
Ve şarapla ıslanmış dudaklarını seviyorum;
Tutkulu bir ateşle yanan
Aşk ışığının yatağı gözlerini seviyorum.
Şefkatli bir kucaklayışta sıcak beyaz etleri
Dokunurken kollarıma, seviyorum kollarını;
Sevdanı yüreğimden silmeyi
ya da hayatının kayığını
sevda denizimde batırmayı düşünen
ırmakların akışını da
tersine çevirmek zorunda.
Yeni kurumuş bir toprak için yazıyorum, henüz
taze daha çiçeklerden, çiçek tozundan ve harçtan,
beyaz kubbelerinin yuvarlak boşluklarını temiz kara karşı
tekrarlayan bir kaç krater için yazıyorum,
ifade ediyorum kendimi uçurumdan yeni yükselmiş
demir grisi dumanın beraberinde getirdiği şey gibi,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla