Pazar yerinde yığıyorlar kuru odunları.
Pespaye bir paltodur gölgelerin fundalığı. Otururum
Kendimin balmumu resminde, bir bebeğin bedeni.
Burada başlar hastalık: cadılar için hedef tahtasıyım.
Ancak şeytan yiyerek dışarı atabilir şeytanı.
Kırmızı yaprakların ayında tırmanırım ateşten bir yatağa.
Bir kış sabahı algılanır nasıl da bu toprağın
katlanarak ilerlediği. Bilinmezlikten gelen
bir hava akımı şaklar
evin duvarlarına karşı.
Hareketle doldurulmuş yeniden: sessizliğin çadırı.
Teker teker konuşacağım onlarla bu akşam.
Teker teker canlanacaksınız belleğimde,
burada bu akşamda, bu meydanda.
Manuel Antonio Lopez,
yoldaş.
Başlamak için, temiz ve bölünmüş
gül için, gökyüzünün
ve havanın ve toprağın kaynağına – patlayan şarkı
söyleme isteğine, kudretli bir şarkının
dileğine, savaşı ve çıplak kanı
toplayan bir metale.
Kusursuz bir yaratıktır
çakıl taşı
eşittir kendisine
farkındadır sınırlarının
Kaba güvercin, kilden küpler,
kalçalarında seni yeterince ifade edemeyen
işaretlerden bir üzünç. Halkım benim,
nasıl da sırtındaki ağrılarla,
dayak yemiş ve küçük düşürülmüş, nasıl da
toplamıştın yapraksız bilgeliği?
Benim için belirlenmiş bir kadehin
ya da bir şirinliğin sahibidir bütün bedenin.
Kaldırdığımda elimi yukarı,
karşılaşırım beni aramış olan bir güvercinle
her yerde, sanki onlar
ÇORAK ÜLKE
T.S.Eliot (1888-1965)
(1948 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi) .
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
Cortes'in halkı yok, soğuk bir şimşek
ve ölü bir yürek zırhındaki.
'Bereketli ülkeler, Efendim ve Kralım benim,
altın'ın kızılderili ellere yığıldığı tapınaklar'
Derin kama sokması ve kamçı vurmalarla
Genç birader, anımsanmaz zamanlarda
asla dinlenmedin sen, asla avutulmadın,
ey delikanlı, dolandın Meksika'nın
metalik karanlığında, elinden alıyorum
çıplak memleketinin armağanını.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla