zamansız dökülen yapraklar gibiyiz
bir ayrılık rüzgarında savruluyor küllerimiz
ayaklarından sürüklenen mahkumlar gibiyiz
ah sevgilim hapsediliyor aşkımız
her şeyin anahtarı olan bir sevgimiz var
oysa zindan duvarlarını aydınlatan sabrımız
….
gözler, masumiyetin gözleri
sonsuz kelimelerle dolu
deniz gibi dalgalı, ağlamaklı
ve sanki ölümüne sevdalı
Allah Bizimledir
dün mürteci dediler
bugün haşhaşi
dün Bosna, bugünse Kenya
onlar konuşur sadece
bana beni bırakma Allahım
tutkular kör eder gözlerimi
aklım sarhoş olur sensiz
divane dertlere düşer yüreğim
yanlış zamanlarda kötü işler yaparım
hayat yükü ile çatırdar bedenim
ah ölüm, benim beyaz gelinlikli yarim
kavuşacağımız o ilk günü nasıl da özlerim
güneş gözlerine dalmak isterim
kızıl elbiselerine bürünmek hayalim
o güne dek özleminle yanarım
Never go away
Sleeping in between my arms tonight
You know, I don’t afraid of darkness
But you know, I fear you wouldn’t be here
Don’t leave me to go away
Do not extinguish the light of my night
büyü başlar
tutulur dilin
korkuyla çarpar yüreğin
ve
giderken açılır gözlerin
koşarsın
kapının önüne kadar gelmişti
yürekte doğmuş, damarlardan geçip
gözlere vardığında yaş olan acılar gibi
akmak, gitmek istiyordu artık
anahtarlar avuçlarında terliyor
hayaller yüreğinde titriyordu
Allah adını ansın, diye dua ederdi annem
yerde ve gökte kim varsa sevsin seni
sevsin seni meleklerin en güzeli
kara gözlü meleğim, derdi annem
masum kalbine alırdı beni
bütün yağmurlar hüzünlüdür
aşk gibi ıslatırlar adamı
üşütmekle kalmaz titretirler yüreği
bamteline dokunmuş mızrap gibi
notaların en fecisini dökerler dudaklarından
şarkıların en unutulmazını söyler bülbüller




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!