her aşkın rengi kırmızı
bizimkisi bi başkası
herkesin var bir hayvanı
bizimkisi göklerin kartalı
Beşiktaştır burası
hüzünle yoğrulmuş bir yağmur
yüreğimden ta gözlerime çağlar da durur
hangi zaman, hangi vakit aksa
hangi mevsim gidip hangi mevsim geri dönse
şurada bir yerlerde bir ağaç gibi
kanunsuzca yeşerir ve sonsuzca solar
Bir anne gibi beklemek seni
gittiğin günden ta ölüme
yeniden dirilişi beklercesine
bir anne gibi beklemek seni
kapıları hiç kapatmadan
üzülme, incinme, kırılma
sakın ha tükenme
biraz.. az biraz kal yine
yürü ruhumun kaldırımlarında
şebnemler düşür yüreğime
koşmalısın bazen kalbinden çok uzağa
kaf dağına ya da denizler ardına
koşmalısın bazen tüm seslerden sessizliğe
herkesten ta kimsesizliğe
Bana bir özür borçlusun dedi kadın
Bağdat'ı, Gazze'yi bombaladığım için özür dilerim dedi adam
Roma'yı yaktığım için de o kadar pişmanım ki
Hele Nagazaki'yi sonsuza dek yok ettiğim için asla kendimi affetmeyeceğim
Berlin Duvarı'na taşları tek tek dizen de bendim
Veba mikrobuyla milyonlarca insanı yok ettim
sanki gitmek için gelir insanlar
oysa öylesine sahiplenmişlerdi ki
giderken bizi de götürürler
ansızın yokluk içinde kalırsın
yaşadığın derin bir kalp kırıklığıdır
çığlık atsan da nafile
Kimseyi beklemiyor hayat
Acımıyor da geride kalanlara
Yok olup gidiyor izler
Ne gülücükler kalıyor gözlerde
Ne de gözyaşları kanıyor kalplerde
tamamen öldün mü
diye sorarlar mı can verenlere
çıktı mı ruh bedenden ebedi
tükendin mi ey nefes
tutsak zamanlara müptela mısın
farz et ki aşk diye bir şey yokmuş
biz sadece kötü bir rüya görmüşüz
ve kan ter içerisinde geceden uyanmışız
her insan gibi biz de unutabilirmişiz
farz et ki aşk diye bir şey yokmuş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!