yokluğun var ve sen yoksun
ateşten nehirler yürür gözlerime
korkular dağ gibi titrer içimde
yokluğun var ve sen yoksun
hayalin dokunur ellerime
bir sonbahar günü
hava rüzgarlı ve soğuk
bir titreme almış yüreğini
camın ardında ama üşüyor elleri
solgun gözlerinden belli
ıslak bir yağmur damlası
duygular denizinde bir damlaydı aşk
deniz onda buldu ateşi
ve onda yaktı kendini
susadıkça susadı
bir damla yetmiyor dedi
deniz susuzluktan öldü ölecekti
dünyaya gelmeden ölüm kalemi kırılmış
doğumu için aylarca beklenmiş
iniltilerle dünyaya getirilmiş
acılar, sancılara karışmış
katil, kapının deliğinden sinsice bakmış
aşk henüz taze bir bebekmiş
ayaklarımızda zamandan prangalar
ve aklımızda deli sorular
yorgunuz
ardı sıra koşuyoruz mutluluğun
burada varmak yok, hep yoldayız
ve yorgunuz
nefret çölünde susuz kalmış gibi
aşk şarabının son damlasını da içmiş
şu zalim harami
ateşten yaratılmış
o dünya güzelinin
incitmiş kalbini sarhoş nefesiyle
Sen'i anlatmayan kelimeler
ne de küçükmüş meğer
ah ki ne ah
ey kalbimin, aklımın
ve ruhumun sahibi
bin ömür secdede kalsa alnım
toprak suyu beklerken
bir yangın sıcağında
kururken güller
ve terk edip gitmişse bulutlar
bir kıyamettir kopmuştur
bir cehennem yerin derinlerinden
adını yazmamalıydım gözyaşlarıma
ey kalp damlası, güneş parçası
yüreklerde delicesine büyüyen aşklar gibi
gözyaşından bir deniz birikse de içimde
çırpınsa da dalgalar dağlar büyüklüğünde
her dokunuşta bir parçamı kaybetsem de
aşk bir melek gibi uyuyor gözlerinde
uyandırma sakın
rüya kadar tatlı olsun uykuların
geceler siyah örtülerinden arınsın
aşk bir melek gibi uyuyor gözlerinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!