kaçmakla kurtulamayacağını anladı
ve durdu
alem de durdu sandı
herşey ama herşey durdu
durdu adam
ölümü bekler gibi bir hali vardı
sevmek iki kişiliktir derler
ama biz hep tek kişi kalıyoruz
bir cehennem, bir sırat köprüsü kuruluyor ansızın
oradan illa ki birinin düşmesi gerekiyor
sadece nefret değil, aşk da kendine kurban istiyor
ve Tanrı, verdiğini çarçabuk geri alıyor
kedi’ye…
zamanı durdurmak vardı ya şimdi
kilitlenip kalmak vardı gözlerinde
geçip giden nehirlere inat
bir deniz gibi dolmak vardı yüreğine
sevsem
tadar mısın
şiirlerin zehrini
asla yaklaşmadan
çok uzaktan bakar mısın
fethetmek istediğin ülkenin
hadi söyle
silemez misin
sana dair tüm yanlışlarımı
o ilk günkü gibi yeniden yazamaz mısın beni
dağların en gizemli yerlerinde doğan
buz gibi, ama dupduru ırmaklar gibi
siyah kar taneleri düşer hayalinin üstüne
ben kış olurum, sense ilkbahar
şurada, gözlerinin önünde kardan bir adam var
varlığının güneşiyle erirken, yokluğunla nalan
anılar bir mahkumun kalbine nasıl düşerse
…
yeterince rüzgar aldın mı yelkenlerine
okyanuslar ötesine gitmek için hani
hani benden kaçmak
kalbimi alıp gitmek için uzaklara
şu sözümü iyi dinleyin
12 Eylül günü saatler geceye vurduğunda
en başta siz ey vatansız vatanseverler
her darbede ülkeyi yirmi yıl geriye götürenler
Mamak Cezaevi’nde Ülkücü gençlerin tırnaklarını sökenler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!