mutluluğun kalır gözlerimde
hadi gülümse, bir hayal bitiminde
yeniden yazılırken hikayeler
hasretin kalır ellerimde
bir damla gözyaşın
bir veda etmeden giderim dedim
bakarsın ardımdan, sarar kederim
ben kuşların göçtüğü mevsimdeyim
bana durmak yasak anla “kedim”
sen kışlarda kal, donsun ellerin
çığ gibi dökülsün her an yokluğum
oradaydım
güldüğünde, bir gamze gibi yanaklarında
oradaydım
ağladığında, bir damla yaş gibi gözlerinde
oradaydım
giderken usul usul yürüyen ayaklarında
ister günah de, istersen hata
ben seni seviyorum eski yara
ister inan, ister inanma
durmadan kanasan da
kronik bir aşkla tutkunum sana
ey yar diye bildiğim derin yara
Demirden bir çift perde
Çekilmiş mutluluk denen hayaletin gözlerine
Görmüyor tanrım, bir de
Görmek isterken bıçak gibi kesiyor keskin pençeleriyle
Paramparça oluyor ellerim bahtsız bir milletçesine
Güçlüler kazanıyor yine
bir yeryüzü dilencisi gördüm bugün
bir kış günü
bir sokak başında
bir bez parçası üstünde
tutunmuştu hayata karla kış arasında
yüce bir asalet vardı zillet dolu bakışlarında
hangi duygu var ki felaketi olmasın insanın
zehirdi gözlerimizden akan
acıydı sözlerimizden dökülen
çiçeği atmıştık yangının içine
onu geriye çıkarırız sanmıştık
ellerimizle ateş gözlerimizde yanıyordu
bıkmadan, yılmadan, usanmadan
taşlara çarpa çarpa, paramparça
su gibi akıyor zaman
senden çok uzakta, ama sana doğru
ateşte kavrulmuşçasına
zincirlerini kırmak için
varmak uzaklaşmanın öteki adı olmuşsa eğer
dokunmak yalnızlığa atılan ilk adımdır
ve sevmek isyan günlerinin hoyrat rüzgarlarında
sokak aralarında dökülen kan gibi günahkardır
Death blue sea is moss now
Waves held captive in the beach
Wet seas are desert now
I don’t help you
My hopes run out, walking you go away




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!