sen ne yazarsan yaz
ben altına imzamı atarım
bilirsin, bir tek kaybetmekten korkardım
artık ondan da korkmuyorum
kırk yıl önce ezberlenmiş
hiç kullanılmamış
hiç işe yaramamış
ama asla unutulmamış bir tabiat kanunu gibi
ne vakit acı çekse sol yanım
gözlerimin önünde canlanıverir gözlerin
benim abilerim Kazakistan'da
Rus polisinin levyeleriyle kafa tası parçalanırken
Afganistan'da öğrencisi için mayına basıp ayaklarını kaybederken
Bosna'da, Tuna'da sulara karışıp boğulurken
Tanzanya'da beyaz diye sopalarla dövülürken
Afganistan Savaşı'nda okul bahçesine mezarını kazıp
bin tövbe ettim
bininden de döndüm
karanlık çöktü gündüzlerime
ay gelmez oldu gecelerime
acı düştü hep hecelerime
bin pişmanlık mesken yüreğime
birinin içindeki hayvanı dışarıya çıkarmak istiyorsan
ona biraz insan gibi davran
şımarmada geç kalmayacaktır...
düş gibi gelir
ölüm gibi gidersin zamansız
yoksun
yanı başımda eskirken fotoğraflar
hüzünlü veda camın ardında
delicesine yağıyor yağmur
göklerin kapısı açılmış sanki
seller sular fütursuzca boşalmış
karanlıklar karanlıklara karışmış
hüzünlü veda bahtımıza düşmüş
kalbim,
hüzün çağlarından kalma bir aşk yaşıyor
dokunduğum tüm güller zamansız soluyor
kırlangıç pişmanlığı mevsimleri dolduruyor
imkansız dedikleri şey günbegün başıma geliyor
çöllerde bir mecnun, bahtıma düşüyor
paylaşamayacak kadar çok sevdiğim
canımın içinde can
damarlarımdaki kan
dünyalar güzeli
bal tatlısı Merim
bir adım kadar yakın
herkes affedilmek ister
ama ben sana beni affet diyemiyorum
parmak uçlarımda beraat fermanım
kalbim yaz diyor, yazamıyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!