Gülüp geçeceksin acının ihtiyar çehresine
Üç kuruşluk insanlar için üç günlük dünyanı heba etmeyeceksin
Ne gereği var dünyayı cehenneme çevirmenin
Cennete düşen ilk yağmur damlası gibi güleceksin
Acı sadece şairlerin ilacı
Sen o ilaçtan içmeyeceksin
Tu es blessée, ta fierté est touchée
Dans tes mains les morceaux d'un coeur brisé
Dans tes yeux des feuilles d'automne
Ton âme se fond, dans le creux de tes mains la pluie amassée
Tu es blessée, ta fierté est touchée
La vie t'a encore abandonnée à cette dure traverse
güneşi de al gel dedim
güneşimi de alıp gittin
karanlıktayım
üşüyorum
bu kadar mı umarsızsın
yüzünü bile unuttum annem
güneş gözlerin battı ufkumda
karanlık gecede varlığını ararım
hüzünlü bir şarkı çalınır yokluğunda
ağıt yakmaktan uzak, lal olmuş dilim
şimdi unutma zamanı
ormanlar vazgeçti ağaçlarından
köklerinden sökülüp atıldı fidanlar
kuşlar başka mevsimleri çıkardı aklından
nehirler denizlere kavuşmaya korkuyor şimdi
bulutlar öyle paramparça ki
Ve sonra kader
Hiç olmadık yollara sürükledi
Gittiği yerde kayboldu insan
Kim olduğunu bile unuttu
Ve sonra kader
hani bir ölünün elini tutar gibi
parmak uçlarınla kalbimin etrafını sardın ya
kuşatılmış bir kaleydi sanki yüreğim
kurşunlarla dövülüyordu gözlerim
kan ve revan oluyordu hayalin
hani biri en çok sevdiğinin kollarında
varsay ki biz yaş bir ağaçmışız
sevdiklerimiz üzerimize adını yazmış
yazarken acıtmış, kanatmış, yaralamış ve sevmiş
aşk kalbin duvarlarını saran bir sarmaşıkmış
tükenmiş nefeslerimiz bir başkasının ciğerlerinde
Birce yağmur güldü bunca güzel
Kan susayan toprağın gözlerine
Hazanı bahara erdiren
Hiçliği ab-ı hayata döndüren
Nar-ı ateşi cennete çeviren
O gülüştü zamanı kör kuyudan çıkaran




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!