Ne vakit fazladan yaşadığını düşünür insan
Ölümcül bir hastalıktan kurtulunca mı
Bir savaştan yara bere içinde dönünce mi
Ne vakit fazladan yaşadığını düşünür insan
Büyük bir kazadan kıl payı sıyrılınca mı
ne tez alışır, ne çabuk severmişim
ben bu yüzden hep kaybedermişim
sevmeyip de nefret mi etseydim
düşene bir tekme de ben mi savursaydım
kaybetmekse sevmek, ben buna alışığım
kapıda dikili kalmaksa terk edilmek
Neden yaşatmıyoruz insanları
İçimdeki masum çocuk soruyor
Neden öldürüyoruz hayalleri
Öylesine vakitsiz, öylesine acımasız
Kaç yıl yaşayacaksınız, kaç yıl sürer saltanatınız
Alın Filistin, alın Bağdat sizin olsun
yokluğun her yanı ördüğünde
Sensizliğin mezarlarında nefessiz kaldığımda
ölümün rengi gökleri sardığında
tutsaklık damar damar içime aktığında
aşkımın ab-ı hayat suyu Seni sorduğunda
ne der, ne eder yüreğim
Come on now let’s peace
Come on, give your hands
Repose me my precious
Let’s go where love take away to place
Come on now let’s peace
namussuzun teki oturmuşsa demirden tahta
tüm namuslulara elbet kesilecek ceza
ta ezelden gelir, gider ebede bu yasa
iyiler zındanda, kötüler Fravun sarayında
üç beş kuruşa satarlar din, iman ne varsa
sevmek iki kişiliktir derler
ama biz hep tek kişi kalıyoruz
bir cehennem, bir sırat köprüsü kuruluyor ansızın
oradan illa ki birinin düşmesi gerekiyor
sadece nefret değil, aşk da kendine kurban istiyor
ve Tanrı, verdiğini çarçabuk geri alıyor
bir akşam vakti
bir nehir kenarında yürüyorum
adımlarımı sularla birlikte atıyorum
aynı yönde
aynı hızda
aynı karanlıkta
sevdiğimiz kadar nefret etmişizdir
ve mutluluğumuz kadar ağlamış
ağladığımız kadar sevmişizdir
kaçmakla kurtulamayacağını anladı
ve durdu
alem de durdu sandı
herşey ama herşey durdu
durdu adam
ölümü bekler gibi bir hali vardı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!