bir adam tanımıştım garip mi garip
yolculuk yapardı durmaksızın
nereye aktığı belli olmayan
gıcırdayan raylar üstünde kayıp giden
bir trenin üstünde yaşardı
bazen tüm organlarının çalındığını düşünürdü
silahlar çekilmiş
bir düelloda yara almışsam
son kurşunu alnıma sıkarcasına
senin için ölümlere gidip gidip dönmüşsem
bugün yaşadım derim
yakıp geldim, yıkıp geldim
dağları ezip geldim
kefenlerden geçip geldim
dönülmez yeminler ettim
saçlarıma kına yaktım
adım benim kurban benim
insanların kalbinden merdivenler yapmışız kendimize
mutluluğun zirvesine çıkarız sanmışız
oysa kendi oyunumuzu oynayacaktık hayat sahnesinde
sadece bir başkasının dublörü olarak kalmışız
aşk, sadece savaşta kullanılan takma bir ad değil ki
neden saklayasın, düşmanın kim senin
sessizliğin ardında kimi sakladığımı kim neden bilsin
orada bir rüya var, benden başkası neden görsün
Kırık dökük bir cam parçası değilim ki, dedi kadın
Bölük pörçük olasın bakınca bana
Ve yaralanasın dokununca kırıklarıma
Oysa yaralı bir can parçasıyım
Tastamamım, dimdik ayaktayım
kim olduğumuzun ne önemi var ki
herkes gibi yalnız değil miyiz
insanlar arasında bile
kayıp gidiyor yüreğimiz
kimsenin olmadığı bir yerlerde
hiç kimselere dokunuyor ellerimiz
uzat geceyi
ışığında kaybolsun ellerim
gökyüzünün kocaman derinliğine
bitmeyen masallar gibi yazılsın adın
nereye varırsa ayaklarım
bir uçurum kenarındaymış gibi
bazen rüyalar seçer insanları
bazense insan bulur en güzel rüyalarını
zamansız hediyeler sunar kader
mesela bir uçurumun kıyısında sever insan
göz açıp kapamış gibi kısa
ama sonsuzmuş gibi upuzun
zamanın birinde kimsesiz bir adam
yaşarmış kimi kimsesi olmadan
hep bir dostu, arkadaşı olsun istermiş
kimlerin peşinden koşmamış ki
kimlere yalvarmamış ki aşkına cevap versin diye
bazen seven çıkmış, hem de delicesine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!