artık iki kere düşünüyorum
bir ben, bir de senin için yaşıyorum
her an sanki iki kere nefes alıyor
aynı anı iki kere görüyor
ve aynı filmi sanki iki kere izliyorum
kalbim çarptığında
senin için ölürüm derlerdi ya
bak işte öldün, kimseler yok yanında
sen anbean gömülürken karanlıklara
onlar gidiyorlar uzaklara
ölenle ölünmez diyorlar baksana
ne çabuk unuturmuş insan
rıhtımda bıraktığın hiçbir şey
geriye döndüğünde yerinde olmayacak
şimdi gidiyorsun ya bir geminin koynunda
seni bekliyor ya hani hayaller
bir trans-atlantiğin var ya hani
bu bir cinnet tiyatrosu
konu: çoktan seçmeli bir aşk sınavı
sahnede üç kahraman
biri aşık, biri maşuk, biri de paralı adam
güzel kadın, genç aşkının önünde diz çöker
bugün bir resim gördüm
ayaklarımın bağları çözülüverdi
başımda aşağı kaynar sular dökülüverdi
etrafımı saran bir volkan saçılıverdi
bir denizin ortasında susuz kalıverdim
zulme nasıl başkaldırırsınız
gidersiniz okyanusun ötesine
dünyayı kan gölüne çevirenlere
çocukların kanla değil su ile yaşadığını anlatırsınız
gidersiniz kara kıtaya
beyaz tenli gördüğünde
bir adam çıktı kürsüye ve şöyle seslendi:
savaş ilk günden beri var olan ölümsüz bir gerçektir
tek ihtiyacım olan şeyin bu iki hece olduğunu çok iyi biliyordum
insanlık tarihinde hep aynı senaryo oynanır aslında
mahallenin kabadayısı mahalleye daha yeni gelen adama omuz atar
bir çöl yangını düştü içime
en uzun geceyi yaşadı ömrüm
nasıl bir şeydi anlamış değilim
yalanmış, dedi bir çırpıda
tüm yaşananlar yalanmış
Çürüdü zaman
Etten, kemikten
Ve kandan
Ve candan insanların
Yüzlerinde, ellerinde
Ve kalplerinde
Ve sonra dağlar ağladı
Yaralı bir hayvan
Çaresiz bir anne gibi
Ve sonra dağlar ağladı
Dünyanın seyri değişti
Ayaklarının bağları çözüldü taşların




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!