şimdi pencereleri açmak
ve haykırmak tüm insanlığa seslenir gibi
son nefese dek dökmek kalbi dudaklardan
hadi gelin gece kuşlarım hadi
gökte dolunay titrer, içimde heceler
bir kainatın yangını var avuçlarımda
gözler seni görmeseydi eğer
karanlığa da razıydı gözler
ve sözler seni anlatmasaydı eğer
lal kesilmeye de razıydı sözler
doğu'yla batı kadar uzak şimdi
beni benden alan gözlerin
suskun ve kederli
bir yas ki
dipsiz ve ebedi
renklerin en güzeli
sen Şark’ta, ben Garp’ta
en son hangi bayramdı
hangi bayram gördüm seni, bilmiyorum annem
bugün bayram mı, onu da, bilmiyorum annem
susarsam yanarım
yağmur duasına nasıl çıkarsa
toprağı, dudağı, yüreği kurumuş insanlar
ve nasıl yalvarırlarsa
can dilenir gibi ta yürekten
dizlerinin üstüne çöküp
seviyormuş
ne çıkar ki bundan
durmamışsa kalbi
bunu söylerken
seviyormuş
sen üşüme annem
biliyorum kar yağıyor Kars’a
buz gibi donuyor şimdi ne varsa
cümle alem donsa bile
sen üşüme annem
bir ölüm merasimidir bu
biri gömülecektir topraklar altına
güneş doğu’dan kalkıp gelmiş
insanlar nefes alıyorken
biri gömülecektir
biri ağlıyordur
karanlık..
ışığa muhtaç beklersin
oysa güneş bu kez doğmayacak
“doğu”dan akıp da gelmeyecek
bilirsin
insan güneş kadar aşık değildir dünyaya
adlarını sorsan bilemeyecekler
kimliksiz ve duygusuzca yaşayacaklar
yakından görünen dağlar gibi
uzaklaştıkça küçülüp yok olacaklar
buzlu bir camdan gelir geçer rüzgarlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!