keşke gitmeseydi diyeceksin
durup durup aynı soruyu soracaksın
nasıl gider diyeceksin
keşke gelmeseydi diyeceksin
bakmasaydı, konuşmasaydı
bir şarkı çalar
zamanın kapıları kırılır
bir şarkı çalar
tüm kapılar kapanır
güneşle beraber gel
dağların ardından çıkar başını
savur avuçlarındaki gün tohumlarını
usulca enginlere dökül
karanlığın en koyu rengini silip süpür
süpür ki nefes alsın yüreğimin gülleri
bazen rüyalar seçer insanları
bazense insan bulur en güzel rüyalarını
zamansız hediyeler sunar kader
mesela bir uçurumun kıyısında sever insan
göz açıp kapamış gibi kısa
ama sonsuzmuş gibi upuzun
denizaşırı uzaklara gidiyorum
gözyaşlarımdan takip et beni
ayrı düştüğümüz her adımda
kan kırmızı akıyor gözlerim
yağmur gibi dökülüyor anılar
Feryatsız figansız çıldırttın ya beni
Göçmen kuşlar gibi sürdün ya beni
Olunmaz gurbetlere saldın ya beni
İflahsız düşlere sardın ya beni
Ebedi seviyordun hani
Bu zalim gidiş ne ki
denizlere aşık olmak gibidir seni sevmek
gözlerinde vurgun yemek
kalbinin sonsuzluğunda yürümek
denizlere aşık olmak gibidir seni sevmek
bir uçurumun kıyısından sana bakmak
orada
bıraktığımız yerde duruyor güneş
zaman hiç akmamış gibi
kalbimizdeki güller büyürken
dikenleri hiç batmamış gibi
mutlu etmez mi insanı
nefret dolu bakışların ölümü
ve diz çöken ihanetin
affedilmez yalvarışları arasında
aşkın o keskin giyotini
düştüğünde küstah bedenin üstüne
sonsuz aydınlığın içinde
bir damla karanlık gibiydi
seni beklerken
kanayan parmaklarıyla
nereye dokunsa
kalbi acıyan çocuklar gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!