deniz kibritle yanar sanıyor
kırılan kalbin ilacını bulmuş gibi
zehirli hançerini hoyratça saplıyor
maske üstüne maskeler takıyor
ruhu çırılçıplak, boya üstüne boya çekiyor
az önce buradaymış
gözlüğü masada kalmış
ha bir de sayfa varmış
bir şiir olmalı bu
satırlara gözyaşı dökülmüş
biraz da kan
yalnızlık, sen hiç değişmemişsin
sen yaşlanırken sen hep aynı kalmışsın
zaman duruvermiş gözlerinde
o alaycı bakışların hala yerli yerinde
yalnızlık, sen hiç değişmemişsin
insanlara yaklaştıkça yalnızlığın artacaktır
çünkü dünyanın en yalnızları okyanustaki damlalardır
bir türlü kendileri olamazlar
oysa hep kendilerini ararlar...
önemli olan, sorulara cevap bulmak değil
doğru soruları sorabilmektir
akıllı ve zeki insanların en büyük sorunu
yanlış sorulara çok doğru cevap verebilmeleridir
yanlış yaptıkları nokta şu:
yanlış bir sorunun doğru cevabı insanı hakikate ulaştırmaz
bazen sessizce yürümelisin, bazen bir çığlık gibi
bazen parmak uçlarına dokunarak
bazen yerleri yerinden oynatarak
dağlar içinde yollar bulmalısın
bazen tüm gemileri yakıp ölümün tam ortasına
yürümelisin… varacak bir yerin varsa eğer
varlığın yeter
fırtınalar coşsa, denizler kaynasa
tüm gemiler, hazineleriyle batsa
valığın yeter
güneş olmasa bile, var sayarım
unutulmak için gelmiş gibiydi
hiç bir iz bırakmadan gitmeliydi
ne bir ses kalmalıydı maziden
ne de birkaç kelime
dokunmamış gibi zamana
girmemiş gibi hiçbir mekana
varsay ki ben öldüm
büyük bir merasim düzenledin
usul usul attın toprağı üstüme
gözyaşları ile ördün kabrimi
bir anıt diktin acıdan
yas ile sardın bedenimi
karanlığın düştüğü her gecede
aydınlığın yüzünün güldüğü her sabahta
bulutların yaş döktüğü her günde
beyazlardan görünmeyen yollarda
mutluluktan, üzüntüden geçilmeyen yıllarda
ihtiyacım var sana




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!