bir adam görüyorum
etrafını çevirmiş akbabalar
çiğ çiğ yerlerken
bak ki dişlerinde kan var
sonsuzcasına bugünü beklemişler
günbegün merhametten arınmış
kalbimde bir orman yangını
vefasızın biri, bir efkar sonrası
çekip de nikotini ciğerlerine
savurmuş ateşini yüreğime
gökten yağmur yağsa bile
ölmek için vakit çok erken
daha bakmadan gözlerinin içine
ve dokunmadan siyah saçlarına
elinden tutup da yürümeden boylu boyunca
ölmek için vakit çok erken
siyah, beyaz iki fare
ömrün dallarını kemirmiş
zaman suyu bir ‘el-veda’ya dökülmüş
gülücükler, gözyaşına karışmış
rüzgar, ölü baharların yapraklarını savurmuş
bir musalla taşında
kalbi durmuşsa zamanın
bil ki adım adım gidiyor ayakların
dağların yürüdüğünü
denizlerin kaynadığını
yerin yerinden oynadığını
bilen biri vardır
oysa bir aşk telaşıydı her şey
ateşe koşan kelebeğimi durdurmak için
delicesine çırpınıyordu yüreğim
yanmış da dönmüş gibi
bin yıl sevmiş de büyümüş gibi
onun yüreğinde
ve bir gün ayrılık vakti gelir de
gidersen dünyanın en uzak yerine doğru
sana sakladığım kalbimle beraber yürü
hani buluttan kopan yağmurlar gibi
ya da ateşten kaçan kuşlar gibi
ben nice saatler gördüm
tükenmek bilmeyen deniz gibiydiler
sonsuza dek aksalar bitmeyecektiler
demir kapı kapandığında
hani bir mahkumun sırtı dönükken duyduğu sesle
geriye dönüp baktığında
gecenin bir yarısı girmiş köpekler
duymadık, görmedik, bilmedik
şeytan uykusunda yenildik
bilmeliydik, görmeliydik, düşünmeliydik
mabetlerin kapısında uykusuz gözlerle
sonsuzca beklemeliydik
sana hangi melek yüzlü
bu güzel yalanı söyledi
kim görmüş ki
aşkın mutluluk getirdiğini
kanlı bir elmas gibi
ne canlar alır da




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!