ölmek için vakit çok erken
daha bakmadan gözlerinin içine
ve dokunmadan siyah saçlarına
elinden tutup da yürümeden boylu boyunca
ölmek için vakit çok erken
kalbimde bir orman yangını
vefasızın biri, bir efkar sonrası
çekip de nikotini ciğerlerine
savurmuş ateşini yüreğime
gökten yağmur yağsa bile
daha bir bebek ürkekliğiyle seviyorum seni
henüz öğrenmiş değilim
görünmeyenlerin yok olmadığını
ve yok olmayacağını benden uzaktakilerin
seni görmediğinde gözlerim
küçülüp kalıyorum kocaman dünyanın içinde
affına sığınıyorum İstanbul
artık gitmem gerek
bu ölü ruhların unutulduğu şehirden
artık kaçmam gerek
duvarlarından yaşlar dökülen
yollarından seller geçen
ve bir gün ayrılık vakti gelir de
gidersen dünyanın en uzak yerine doğru
sana sakladığım kalbimle beraber yürü
hani buluttan kopan yağmurlar gibi
ya da ateşten kaçan kuşlar gibi
ben nice saatler gördüm
tükenmek bilmeyen deniz gibiydiler
sonsuza dek aksalar bitmeyecektiler
demir kapı kapandığında
hani bir mahkumun sırtı dönükken duyduğu sesle
geriye dönüp baktığında
sana hangi melek yüzlü
bu güzel yalanı söyledi
kim görmüş ki
aşkın mutluluk getirdiğini
kanlı bir elmas gibi
ne canlar alır da
gecenin bir yarısı girmiş köpekler
duymadık, görmedik, bilmedik
şeytan uykusunda yenildik
bilmeliydik, görmeliydik, düşünmeliydik
mabetlerin kapısında uykusuz gözlerle
sonsuzca beklemeliydik
karanlığın sessizliği
ve adım adım kök salan korkular
bir umut var kaçışa dair
o da her adımda geride kalmakta
ne zaman son bulur bu hayat
ve onun meçhul adımları
kalbinin düşleri hiç kırılmasın
ıslanmasın gözlerin
dilerim
gözlerimin içinde yaşlanıversin gözlerin
düşleri hiç kırılmasın kalbinin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!