gözlerinde bir yağmur izi
belli ki kırılmış yüreği
bilmem kaç şimşek çarpmasından sonra
küllerinden dirilip de yürüyor gibi
son nefesinde sayıkladığı ömrü
bir savaş meydanında yazılmış sanki
bir cinayet sonrası yalnızlığı
ve o geri dönmez kurşun sesi
dudaklarda bir ayrılık nefesi
söndürmese de firakın alevini
ağlarsın bir cinayet sonrası
…
güneş battıktan sonra
karanlığın çökeceğini herkes bilir
SEN gittikten sonra
güneşin doğmayacağını
yalnızlığa başkaldıralım, dedi adam, var mısın
var mısın tüm korkuları bir yana bırakıp
ölümlere yürürcesine gelenekleri
ve töreleri ayaklarımızın altına alalım
var mısın insan eli değmiş tüm tuzakları birlikte aşalım
var mısın ölüm meleği gelene dek
sevdin mi bir köpeği seveceksin
ölümüne sadık ve itaatkar olacak
onu en güzel kemiklerle ödüllendireceksin
bir gün kuduz olup azı dişlerini geçirse bile kalbine
bir hayvanı sevmiştim, olur böyle şeyler, diyeceksin
karanlığın düştüğü her gecede
aydınlığın yüzünün güldüğü her sabahta
bulutların yaş döktüğü her günde
beyazlardan görünmeyen yollarda
mutluluktan, üzüntüden geçilmeyen yıllarda
ihtiyacım var sana
ben hayata erken başlayan ihtiyar
ben yanlış zamanların insanı
ben çıkmaz sokaktaki yabancı
ben yürekteki karanlık girdap
ben bir ateş damlası
beni öldür
bir gece vakti ıssız bir odada
yada gündüz ortası kalabalık bir sokakta
hançeri daya boğazıma
kılıcı sapla kalbime
kurşunu göm anlıma
ben katil
bu sabah öldürdüm güneşi
artık doğmayacak ebedi
hem çiçekler de veda etmişti ona
karanlıkta açacaklardı bundan sonra
bir gün olsa da saltanatları
sen beni hiçbir zaman
sevmedin
sevemedin
kar gibi yağarken bile
masum değildin
beyaz yalanlarınla kandırdın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!