ağlıyor muydu ne
yıkılırken yollar önünde
uzayıp giderken bakışları
görünmez bir hayalin içinde
ağlıyor muydu ne
prenses değilsin artık
o sarsılmaz kalbimin krallığında
yitirdin tahtını, tacını
dilenciler gibi küçük şeyler peşinde
koşan ayakların
şimdi sürgün günlerinde
sana geri dönmek var ya
yarısı ateş bir kalple
ateşten kaçarcasına
şimşekler koparan bulutlardan
yağmur gibi düşercesine
toprağı içine çekercesine
sana aşık olursam eğer
beni affeder misin
büyük bi tutkuyla severken
ecel vakitsiz gelir de gidersem
beni affeder misin
sözler yarım, kalpler eksik kalırsa
ayak tırnaklarından başlayan bir ölüm
çiğnenen her toprak için bin acı çektirdi
kirletilen her saniye için bir ateş yakıldı
damar damar yükseldi acı
kan kırmızı mutluluklara zehir saçıldı
bugün bir sela verildi, bir kadın öldü
iğrenç bir sabah dedi adam
hava kapalı
sisli ve dumanlı her yan
yağmur ıslatmış kaldırımları
berbat bir su ve çamur
sonbahar yaprakları yerlerde dedi adam
felaketim oluyor gülüşün
sen bir kraliçesin şeref locasında
ben aslan avcısı bir köle roma arenasında
kapılar açılır her defasında
zincirli ayaklarım iteklenir aslanlar arasına
kaçacak hiçbir yerin olmadığı kumlar üstünde
Leyla ile Mecnun bir masaldı, dedi kadın
sadece bir masal
aşk da öyle bir masal
ben de aşık oldum
ama sadece acı çektim, dedi kadın
bir defa güldürüp
tüm isyanlar masum kanı gözler
bir damla kana bin can ister isyancılar
akıllar alınır baştan
arenalin köpürür damardan
tüm geçmiş canlanır birden
ne ki kin varsa taşar bendinden
küçükken bir misketimiz kaybolduğunda
birini daha o yöne doğru atardık
ve ikisini birden bulacağımızı sanırdık
yıllar sonra anladım ki
insanlar hiç büyümüyorlar
birini kaybedince




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!