ağlamaklı tüm hislerim
ve sözlerim zehir gibi içime akmakta
bu nasıl güneş ki zamansız batmakta
ey hayat
bu kadar acımasız olmak zorunda mısın
bir boşluğa dökülen su damlası mıyım
aşk, evinde ölü bulundu diyecekler
kalbimin kapısını açtıklarında
senden sonra güneşi karanlık
yağmuru ateş bildiğimi anlayacaklar
mezarlığa dönmüş mutluluklarımın
ölüme bir adım kadar uzakta
ayrılık sarısı sarmış sonbaharı
acılar da mutlu edermiş insanı
yıllandıkça güzelleşirmiş aşk anıları
zamana yenik düşmeden sevmeliymiş oysa
yapraklar döküldükten sonra iyice kururmuş
insan bir aşk rüzgarında savrulunca tükenirmiş
sana aşk olsun be kadın
bu kadar çabuk mu sönecekti
içimi delicesine yakan o gözlerin
hüzzam bir şiir gibi kıvranıyorum şimdi
ince bir hastalık benimki
bıçak saplarken hayalime
gerçeğini öldürecek kadar
çok sevilmiştir
yağmurların terk ettiği çöller gibi
giderse ateşlere düşürecek kadar
bakma sen duygusal gözüktüğüne
aşk, kanlı bir oyunmuş
bakışlar kılıç, arzular kurşun
varlık ateş ve yokluk zından imiş
düellonun galibi ne kalan, ne giden
kaç deniz ve kaç çöl ardındaysa mutluluk
senin için yollara düşeyim
çileyse çile, dertse dert
senin için ateşlerden geçeyim
seni var eden Allah'a kurban olayım
ıslak gözlerinde veda izleri
bilmez misin ey melek güzeli
yangını büyük olur denizlerin
sönmek bilmez hırçın dalgaların ateşi
ve rüzgar rüzgar yayılır da
istila eder tüm rıhtımları
bugün bunalım takılıyorum
defteri, kitabı fırlatıyorum
kimsenin yüzüne bakmıyorum
biraz yalnız kalmalıyım
bugün bir kedi kesmeliyim
yalnızım ey istanbul
üsküdar ağlıyor ardımdan
boğazın suları köpürüyor birden
martılar bile anlamıyor halden
atlasam diyorum, kaybolsam dalgalarda
akıp gitsem diyorum, olsam ölüler gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!