bir bakışla kelepçeledin ellerimi
bir köle gibi ardın sıra yürüyor yüreğim
ruhumun sırtına durmaksızın kamçılar iniyor
ne yana koşsam gözlerim sana varıyor
bir bakışla kelepçeledin ellerimi
beyaz güvercinim özgür şimdi
dün gece gördüm onu rüyamda
bir odanın içerisinde birden belirdi avuçlarımda
hiç öylesine beyaz bir güvercin görmemiştim henüz
büyüleyici bir masumiyeti vardı
yüreğim sanki avuçlarımda çarpıyordu
buz gibi ellerim
aynalarda donan bakışlar gibi
saatlerdir göklere açık ellerim
bir yağmur hasretinde gözlerim
oysa karlı özleyişler dökülür
dinmek nedir bilmez yaşlarım
korkaklar aşık olamaz ki
kalbinin kapısını açamaz ki
düşüp de yollara varamaz ki
sevmek cesaret ister, bilemez ki
korkaklar aşık olamaz ki
bu son çırpınışları aşkın
son kez tutun istersen ellerime
son kez dokun kanlı gözlerime
istersen… son kez yaslan aşkın ateşine
ama bana aşkın ölüm nedenini sorma hadi
ah şu posta kutusu
nasıl da açıp okuyor ona yazılmışçasına mektupları
bir peygamber nasıl titrerse gökten alınca vahyi
o da titriyor ta sinesinden
kutsal bir görev gibi açıyor zarfları
gözlerinin izi kalmasın diye bakmadan okuyor
sana bir ben lazım
şöyle burnunun hemen sol tarafında
ince narin bir karaltı
bir iz yüreğinin kayıp parçası
gamzenin az üstünde duran
sana bir ben lazım
bir oyunu acımasızca kazanmak istiyorsan
şahı piyonla çekeceksin
bundan daha önemlisi
seni piyon yapanı bile
öyle bir duruma getireceksin ki
seninle şah demek zorunda kalacak…
sen gitme
yollara bakar da kararır gözlerim
çöl gibi yanar da susar yüreğim
sen gitme
yıllarca, bir hayalle konuşursun mezar başında
ah bir koşabilsem
senden çok uzakta
ama sana doğru
sonsuz bir yürüyüşe çıkmışçasına
asla pes etmeden
yılmadan, bıkmadan, usanmadan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!