keşke demek için artık çok geç
gerçeğini çoktan öldürdü ellerim
sadece acı ile kıvranırken saatler
hani gece çökünce yalnızlığın üstüne
geçmişe doğru kapılar aralanır da
içimde bir şiir gibi çoğalır hayalin
unutmak isterken
eli kanlı bir katil gibi
korkakça kaçarken
geride bıraktığım her şeyin
mahkumuyum
kırılıyor cesaretim
ve ondan geriye kalan sessizlik hiç susmayacak
tüm kainat sevse bile
bir damlacık boşluğun, ondan arta kalan
o bir damlacık boşluğun yeri hiç dolmayacak
tarihin yazamayacağı kadar büyük bir savaş
ve onun kanlı hikayesi
mutluluk kahkaha atmak mıdır
ağlarken de huzur duyamaz mı insan
uğruna gözyaşı döktüğün
ruhunun, aklının, kalbinin sahibiyse eğer
lezzet almak mideyi tıka basa doldurmak mıdır
sen
et ve kemik görürsün
bakarken
ben
bir deniz görürüm
et ve kemik arasında boğulan
bilir misin gece yürüyüşünü
sessizce esen rüzgarlar
ve ay ışığının soluk gölgesi
karanlıklar karanlık üstüne çökmüş
sen yürürsün, dağlar yürür
ıssız inlerinde kurtlar ulur
bir de senle gelmeliydik dünyaya
aynı bedende
aynı bedenin kabinde
aynı ruhun
o ölümsüz ruhun içinde
deli divane olmuş aşkınla
gökten bir gönül düşmüş
aşikar olmuş sevdanın yanan mumu
nur denizine bir inci tanesi düşmüş
orada bir yerlerde çarpan bir kalbim var
uzakta.. çok uzakta yanan bir ateş gibi
benden kalma bir ışık var biliyorum
ama burası çok soğuk
ah şu ayrılık
ateş potasında eritilmiş buz gibi
dünyanın en zor şeyidir
bulunmak için kaybolmak
unutulursun saklandığın yerde
hayat arar seni, ölüm arar seni
bulamaz acıdan başka hiç kimse
gözyaşların eritir duvarları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!