uzun bir çığlık gibi yokluğun
susturamıyorum sesleri ne yapsam da
uğultular arasında kaybolan bir gemi gibiyim
dalgalar sarmış dört bir yanımı
fırtınalar koparıyor kıyametimi
ne gömülüp gidiyorum karanlıklara
melankoli yalnızlığım nüksetti yine
semayı dolduran dolunaylı bir gecede
kan görmüş kurtadam gibi girdi odama
vurdu pençelerini hiç acımadan
içtikçe içti kanımı, kıpkızıl oldu her yan
ne bir dost vardı ne de sesimi duyan
mAvi..
bir can gidiyor uzaklara
hazan vurmuş zamana
mevsim savunmasız
yaşananlar acımasız
dünyanın suçu güneşi sevmekti
güneşin suçu ateş olmaktı
bundan milyarlarca yıl önceydi
yer ile gök birleşikti
her ikisi de bir alev topundan ibaretti
önce ayrıldılar birbirilerinden
o benim her şeyim
masum yürekli meleğim
ruhumun güneş damlası
aklımın en harikası
denizlerimin inci tanesi
hayatımın siyah lalesi
meğer ne büyük günahmış seni sevmek
gözlerimin gördüğü günden beri
günah çıkarıyor yüreğim
yine de affedilmiş değilim
ben
namlunun ucuna dayanmış
kaybolurcasına giderken
son kez bakacaksın
sonsuz bakar gibi
mutluluğun ölümünü
son kez göreceksin
en büyük mutluluğu yaşarken
hani kalp kalpten
can candan ayrı düştüğünde
beş para etmez ya dünyanın tüm servetleri
ipekten elbiseler içinde bile
acı yine de acıdır ya hani
kurşunlar kalbin orta yerine saplandığında
seni melekler korusun
ey benim güneş gözlü sevgilim
kalbinin ışığı ruhlara can olsun
canlarda gözlerin hep var olsun
seni melekler korusun
sana aşkı sorsam
bir kadının gözlerindeki büyüden bahsedebilir
bir dokunuşun bin ölüme bedel olduğunu söyleyebilir
masallardan, destanlardan örnekler verebilir
insanın insana olan sevdasını anlatabilirsin
ama aşkın zamanı geldiğinde gitmek olduğunu bilemezsin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!