adını sormayın sakın
çoktan unutuldu
bedenindeki son kan damlasını
ruhundaki tüm yaşam sevincini feda etti
ve topraklara sığmayan bedenini
meleklerin kollarına bırakıp da gitti
bir iz bıraktın, bir yara düşürdün içime
kandıkça susayan topraklar gibi
içtikçe içtim baldıran zehrini
acıdı kalbim, kan kırmızı gül gibi
yalnızlığa diyecek yok bir şeyim
ayrılığa dargın değilim
sen ona de ki
helal etti sana tüm hakkını
mahşerde bile görmek istemiyor seni
sen ona de ki
aşk kılıcı en son sahibini kesermiş
ağır ağır ölür gerçekten sevenler
melek yüzlü şeytanlarsa ansızın kaybolurlar
zavallı korkaklar kaçarken sırtlarından
başkaldıran yüreklilerse kalplerinden vurulurlar
ölümü beklemek gibiydi
seni sevmek
öylesine meçhul bir aşk
öylesine tutsak bir kalp ile
ölüm meleğinde hayat aramak
değildir marifet konuşmak
belki marifettir susarken anlatabilmek
değildir marifet bir başına ağlamak
belki marifettir ağlarken beraber olabilmek
insanlar böyle varlıklar
ne yaparsın
tüketebildikleri kadar varsın
tüketilebildiğin kadar kalırsın
sonra ne olur bilir misin
çeker gidersin
nasıl da aldatmışım kendimi
sihirli bir söz değilmiş kapıları açan
mahkum olacağım yere doğru götürüyormuş
aşk beni
demek pişmansın
Fikret ve O…
bu izlerin sonu sadece giryan
yarım kalmış bir aşka dair
ikinci sapağın sonunda hüsran
bağrımda bir yan hep hazan
herkes hayattan çaldıklarıyla zehirler kendini
sahip olmak için savaştıkların olur sahibin
bir koltuk sevdasına bırakırsın kapıda onurunu
ya da bir aşk hikayesinde oynarsın gurursuzu
bir gaste köşesine kurmak için tahtını
esaret sütünlarına zincirlersin şerefini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!