hayat bir saklambaç oyunundan ibarettir
dokuz ay saklanırsın annenin karnında
kalbini ve ruhunu gizledikten sonra
et ve kemiğinin ardına
gelirsin şu yalan dünyaya
önce gözyaşlarını saklamanı isterler senden
bir bakışla kelepçeledin ellerimi
bir köle gibi ardın sıra yürüyor yüreğim
ruhumun sırtına durmaksızın kamçılar iniyor
ne yana koşsam gözlerim sana varıyor
bir bakışla kelepçeledin ellerimi
beyaz güvercinim özgür şimdi
dün gece gördüm onu rüyamda
bir odanın içerisinde birden belirdi avuçlarımda
hiç öylesine beyaz bir güvercin görmemiştim henüz
büyüleyici bir masumiyeti vardı
yüreğim sanki avuçlarımda çarpıyordu
buz gibi ellerim
aynalarda donan bakışlar gibi
saatlerdir göklere açık ellerim
bir yağmur hasretinde gözlerim
oysa karlı özleyişler dökülür
dinmek nedir bilmez yaşlarım
korkaklar aşık olamaz ki
kalbinin kapısını açamaz ki
düşüp de yollara varamaz ki
sevmek cesaret ister, bilemez ki
korkaklar aşık olamaz ki
bu son çırpınışları aşkın
son kez tutun istersen ellerime
son kez dokun kanlı gözlerime
istersen… son kez yaslan aşkın ateşine
ama bana aşkın ölüm nedenini sorma hadi
ah şu posta kutusu
nasıl da açıp okuyor ona yazılmışçasına mektupları
bir peygamber nasıl titrerse gökten alınca vahyi
o da titriyor ta sinesinden
kutsal bir görev gibi açıyor zarfları
gözlerinin izi kalmasın diye bakmadan okuyor
haklıymış diyeceksin
zaman hiç geçmemiş
gözleri o son bakış kadar ıslak
kalıvermiş tek nefes bir ömür yeter gibi
haklıymış diyeceksin
bu acı hiç de değil yabancı
Sezar’ın kalbinde Bürütüs hançeri
dostun kılıcını keskin kılan bileği
bu cani hiç de değil yabani
sahipsiz anılardan kalma meyhane tadı
ayrılığın kanıyla pişirilmiş
bir kalp sunacaklar
bir güvercinden koparılmışcasına
bıçak dokunurken
bir ekmek kesilircesine
hissizce ve günahsızca




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!