bazen konuşan aşktır
ama sen nereden bileceksin ki
bir insanın hayaline yüzlerce kez dokunup
aldandıktan sonra
yine sabırsızlıkla dokunurken
hiç ağlamadın ki
kuşlar ne zaman mahkum düşerler, bilir misin
tüm gökyüzü onların olduğunda
her şeye sahipken,
kaybetmekten korktuklarında
bir insan ne vakit mahkum düşer, bilir misin
açın kapıları
kazdığım çukurlar uçurumlara çıkıyor
özgürlüğü hapsetmişsiniz dağ başına
bulutların zoruna gidiyor
açın kapıları
marina
gözüyaşlı karanfil çiçeği
mezarımın üstüne koyacaklar seni
marina
gözüyaşlı karanfil çiçeği
geçmiş bir masal
içinde pamuk prenseslerin öldüğü
cadıların bayram ettiği
kurbağaların adam olduğu
adamların kaybolduğu
bir veda mektubu nasıl titretirse
kendisini tutan elleri
ve koca dünya nasıl küçülürse
acıyı tatmış kalbin içinde
You are flowers in my garden
You don’t afraid of sunshine
I am criying when interrupted rains
Your roses grow red, white, green
I am a nightingale that telling you
And singining joyful songs for you
gözlerinde keder varmış
giderken ağlıyormuş
güneş sanki o gün solmuş
denizler, çöl; çöller denizmiş
bir insan varlığını hatırlamak için
taşlar konuşuyor parmaklarımın ucunda
hayalden bir sen var
her taş sessizliğinde
desem ki sus artık
susarmısın çöl gibi ateşler içinde
desem ki senle başlasın
kalbimin zamanı
ve senle yazılsın ferdanın ahiri
desem ki
ölü toprağa nasıl düşerse kar taneleri
ve nasıl yok olurcasına hapsederlerse kendilerini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!