ben hayata erken başlayan ihtiyar
ben yanlış zamanların insanı
ben çıkmaz sokaktaki yabancı
ben yürekteki karanlık girdap
ben bir ateş damlası
beni öldür
bir gece vakti ıssız bir odada
yada gündüz ortası kalabalık bir sokakta
hançeri daya boğazıma
kılıcı sapla kalbime
kurşunu göm anlıma
ben katil
bu sabah öldürdüm güneşi
artık doğmayacak ebedi
hem çiçekler de veda etmişti ona
karanlıkta açacaklardı bundan sonra
bir gün olsa da saltanatları
sen beni hiçbir zaman
sevmedin
sevemedin
kar gibi yağarken bile
masum değildin
beyaz yalanlarınla kandırdın
uzakta bir adam göreceksin
bedeni gittikçe küçülen
hayali gittikçe büyüyen
uzakta, son umut ışığı gibi sönen
kalbinde, cehennem gibi yanan
bir adam göreceksin
zaman tükenmeden dokun yüreğime
neler getirir bilinmez hayat
derler ki
gerçek sevenler
bin defa gitseler de
bin bir defa dönerler
durdu ve son kez düşündü
kalbi hızla çarptı
anılar dallarından döküldü
iki damla gözyaşı yangının üstüne düştü
imkansızlara doğru, imkansızları bırakarak arkada
güz bu kalbe yakışır
ıssız bir mabet gibi yüreğim
yıllardır adım atılmamış bir kalbim var
sessizlikten hoşlanır isa
yalnızlık ve hüzün çekili pencerelere
yine de mutlu olmasını bilir isa
bir eylül akşamında
saatlerin ayaza vurduğu anda
köşe başında bir ağaçtan
bir yaprak düştü düşecektir
tir tir titremektedir
rengi ayrılık sarısına çalmıştır
baksaydın gözlerimin içine
görecektin nasıl da terk ettiğimi
sensiz olan her şeyi
bir çırpıda yakıp kül ettiğimi
görecektin baksaydın gözlerimin içine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!