keşke gitmeseydi diyeceksin
durup durup aynı soruyu soracaksın
nasıl gider diyeceksin
keşke gelmeseydi diyeceksin
bakmasaydı, konuşmasaydı
You are flowers in my garden
You don’t afraid of sunshine
I am criying when interrupted rains
Your roses grow red, white, green
I am a nightingale that telling you
And singining joyful songs for you
taşlar konuşuyor parmaklarımın ucunda
hayalden bir sen var
her taş sessizliğinde
desem ki sus artık
susarmısın çöl gibi ateşler içinde
çölün ortasında yağmuru beklersin
kendi gelmez
yerine serabını gönderir ya
sahtesine dahi bin can adamış gibi
ardından koşar koşar koşarsın ya
ne vakit biter bu çile, diye sormadan
canım acır kimseler bilmez
gecenin bir yarısı değil
günün tam da ortasında
sokakta kalabalıklar arasında
tükenmiş bir yürekle
ellerimde kanlı karanfillerle
beyaz bir gemi yaptırdım
yelken açıyorum sonsuzluğa
azrail'le yolculuk var uzak diyarlara
yalnızlıktan değil, sensizlikten korkuyorum...
güneşle beraber gel
dağların ardından çıkar başını
savur avuçlarındaki gün tohumlarını
usulca enginlere dökül
karanlığın en koyu rengini silip süpür
süpür ki nefes alsın yüreğimin gülleri
denizaşırı uzaklara gidiyorum
gözyaşlarımdan takip et beni
ayrı düştüğümüz her adımda
kan kırmızı akıyor gözlerim
yağmur gibi dökülüyor anılar
Feryatsız figansız çıldırttın ya beni
Göçmen kuşlar gibi sürdün ya beni
Olunmaz gurbetlere saldın ya beni
İflahsız düşlere sardın ya beni
Ebedi seviyordun hani
Bu zalim gidiş ne ki
bir şarkı çalar
zamanın kapıları kırılır
bir şarkı çalar
tüm kapılar kapanır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!