ve yine çarkları dönüyor o tarifsiz saatin
ve yine dili tutuluyor kalbimin
birazdan ağlarsam şaşmayın
neler anlatır gözyaşın
onu sakın sormayın
sadece ve sadece susun
deniz kibritle yanar sanıyor
kırılan kalbin ilacını bulmuş gibi
zehirli hançerini hoyratça saplıyor
maske üstüne maskeler takıyor
ruhu çırılçıplak, boya üstüne boya çekiyor
sonsuz aydınlığın içinde
bir damla karanlık gibiydi
seni beklerken
kanayan parmaklarıyla
nereye dokunsa
kalbi acıyan çocuklar gibi
mutlu etmez mi insanı
nefret dolu bakışların ölümü
ve diz çöken ihanetin
affedilmez yalvarışları arasında
aşkın o keskin giyotini
düştüğünde küstah bedenin üstüne
yalnızlık, sen hiç değişmemişsin
sen yaşlanırken sen hep aynı kalmışsın
zaman duruvermiş gözlerinde
o alaycı bakışların hala yerli yerinde
yalnızlık, sen hiç değişmemişsin
orada
bıraktığımız yerde duruyor güneş
zaman hiç akmamış gibi
kalbimizdeki güller büyürken
dikenleri hiç batmamış gibi
az önce buradaymış
gözlüğü masada kalmış
ha bir de sayfa varmış
bir şiir olmalı bu
satırlara gözyaşı dökülmüş
biraz da kan
bazen sessizce yürümelisin, bazen bir çığlık gibi
bazen parmak uçlarına dokunarak
bazen yerleri yerinden oynatarak
dağlar içinde yollar bulmalısın
bazen tüm gemileri yakıp ölümün tam ortasına
yürümelisin… varacak bir yerin varsa eğer
varlığın yeter
fırtınalar coşsa, denizler kaynasa
tüm gemiler, hazineleriyle batsa
valığın yeter
güneş olmasa bile, var sayarım
karanlığın düştüğü her gecede
aydınlığın yüzünün güldüğü her sabahta
bulutların yaş döktüğü her günde
beyazlardan görünmeyen yollarda
mutluluktan, üzüntüden geçilmeyen yıllarda
ihtiyacım var sana




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!