güneş doğmaya görsün
ben her sabah konarım pencerene
kanat çırpışlarım uyandırmasın diye
sessizce kurulurum pervazlara
perdeler çekili olur genelde
ah Meri
şöyle bir sahne vardı diyeceksin bir gün
hayat filminin en acıklı yerinde
tüm senaryoyu ta baştan değiştiren
şöyle bir sahne vardı diyeceksin bir gün
ormanlar yakan küçücük bir kibrit düşün
beyaz bir gemi yaptırdım
yelken açıyorum sonsuzluğa
azrail'le yolculuk var uzak diyarlara
yalnızlıktan değil, sensizlikten korkuyorum...
şimdi pencereleri açmak
ve haykırmak tüm insanlığa seslenir gibi
son nefese dek dökmek kalbi dudaklardan
hadi gelin gece kuşlarım hadi
gökte dolunay titrer, içimde heceler
bir kainatın yangını var avuçlarımda
gözler seni görmeseydi eğer
karanlığa da razıydı gözler
ve sözler seni anlatmasaydı eğer
lal kesilmeye de razıydı sözler
doğu'yla batı kadar uzak şimdi
beni benden alan gözlerin
suskun ve kederli
bir yas ki
dipsiz ve ebedi
renklerin en güzeli
yağmur duasına nasıl çıkarsa
toprağı, dudağı, yüreği kurumuş insanlar
ve nasıl yalvarırlarsa
can dilenir gibi ta yürekten
dizlerinin üstüne çöküp
seviyormuş
ne çıkar ki bundan
durmamışsa kalbi
bunu söylerken
seviyormuş
sen Şark’ta, ben Garp’ta
en son hangi bayramdı
hangi bayram gördüm seni, bilmiyorum annem
bugün bayram mı, onu da, bilmiyorum annem
susarsam yanarım
güneşle beraber gel
dağların ardından çıkar başını
savur avuçlarındaki gün tohumlarını
usulca enginlere dökül
karanlığın en koyu rengini silip süpür
süpür ki nefes alsın yüreğimin gülleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!