bir yol şiiri tutuyor ellerimden
ah Tanrım bugün gitmekten korkmuyorum
dur fısıldama geleceği
dönüşü olmadan gitmeliyim
güneş ateşten, çöl denizden
güneşin doğduğu yerden koşarken süvariler ta battığı yere
çöller, denizler, kıtalar kalırken bir bir geride
güller açıyordu ışığın dokunduğu her yerde
bu ilahi bir meşaleydi ki, taşıyordu insanlık elden ele
ateşten yüreklerde büyürken o kutsal çile
iki saadet dolu hatıradan ibaret o ölümlü zaman
bitmek nedir bilmiyor
lavdan bir deniz gibi kaynıyor yüreğimiz
eski bir hikayedeki lanet gibiyiz
öldürdükçe çoğalıyor hayalin
bulutlar gibi doluyor, çöller gibi bekliyor
Sonra dağlar yıkılır küllerin üstüne
Ölüler ve yalnızlar üşür
Çürür yürekler
Kirli kan
Kırık kemik
Pis damarlar
varsay ki biz yaş bir ağaçmışız
sevdiklerimiz üzerimize adını yazmış
yazarken acıtmış, kanatmış, yaralamış ve sevmiş
aşk kalbin duvarlarını saran bir sarmaşıkmış
tükenmiş nefeslerimiz bir başkasının ciğerlerinde
ne bir çiçekle anlatabilirim
ne bir mücevherle
ne de başka bir şeyle
kim anlatabilmiş ki
sonsuz bir aşkı
sonlu kelimelerle
gözler… ölüm gibi etrafımı saran
tüm varlığımı varlığı ile kuşatan
ömrümü alırken sonsuzluğum olan
o gözler… aşkın gözleri
gözler… beni bir adacığa hapseden
seninki öğrenilmiş çaresizlik
mühürlenmiş de gömülmüşsün
seninki filmi başa sarmışlık
tutunup tutunup kopmuşsun
Ölü ağaçlardan bir ev yaptı adam
Duvarları ahlardan
Penceresi gözyaşından
Bir sızı duydu daha hiç yaşamadan
Düşler kurdu mutluluktan
Bir hikaye çaldı masallardan
susmuştum
bir saat gibi susmuştum
ölüler kadar toprak
ve insanlar kadar ateştim
susmuştum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!