kalbimi gömdüğüm yere gidiyor ayaklarım
onları durdurmak istemiyorum
bir melek masumiyetiyle varıyorum kapısına
ah yine gerisin geri dönüyorum, ya açmazsa korkusuyla
kelimeler denizinden
sadece birini seç deseler
sonsuz kez tekrar etseler
ve sonsuz kez cevap isteseler
her defasında
tabi ki aşk derim
özlem, adı konmamış bir masal sanki
geçmişte kalmış ve hiç yaşanmamış
ama hiç unutulmamış, hep hatırlanmış
ağlamaklı bir kadının dilinden dökülen bir ağıt
bir savaş tutsağının yitik hayalleri sanki
ah seni özlemek güneş damlası
ölürsem
yokluğumun yerini boş bırak
havasız bardakta sönen mum gibi
yok olup gitsin alevim
küllerimin toprağında
olur da yağmur yağar
hani bazen kalbini susturmak zorunda kalır ya insan
yutkunur acılarını, aşklarını, nefretlerini
prangalı ruh esirdir dünya pazarında
zehir olmuş tükenmekteki umutlar
bir şey yapmalı oysa hiç durmadan
zamansız bir ölümü beklemek gibi değil
kurşunlar yağar, yollar kesilir
yokluklar ülkesinde canlara kıyılır
her yanda katiller, tuzaklar kurulur
oysa melekler ölmez, ölmeyecekler
muhbirler dünyayı köy köy dolanır
önce umutları çaldın
sonra hayalleri
ve ardından yürütüverdin
deste deste, kasa kasa
yoksul ceplerden aşıra aşıra
hesapsız yaşarken
merdivenler
yıllanmış hatıralara
basamak basamak yükselirler
ben çıkarım geçmişin eteklerine
yorulurum sebepsiz
bilirsin kolay kolay ağlamaz erkekler
sakla gözyaşlarımı
en keskin ilaçmış derler
sürersin yaralı kalbine
öğretir belki de
merhamet denen şefkati
Adam bir resim çizdi
Bir meydan ve hıncahınç insan...
Neresinden bakarsan bak
Yalnızlık dedi adam
Konuşan, gülen, eğlenen
Kavgalara tutuşan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!