şimdi sen
sana şiir yazmamı bekliyorsun
hiç utandan
kelimeler kalemden düşsün istiyorsun
kalbime bıraksan
durmaz yazar
kalabalıklardan ve kendimden kaçıp da geldim
burası bir mabed, sessiz ve yalnız
keşke kilitlesem gönlümü bu gizemli sütunlara
aşkımın köksaldığı bu füsunlu evden gitmemeliyim ben
pencerenin ardında, kapının eşiğinde dünya
ve onun yorgun ve azgın insanları
sessiz yüreğim
dalgasız denizler gibi
martıları çığlıklarını alıp gitmişler
birbirilerini öldürmüş balıklar
sessiz yüreğim
rüya’…
bu gece hiç bitmese
bin devir sürse
karanlık her yanı sarsa
umurumda mı sanki
hadi söyle
silemez misin
sana dair tüm yanlışlarımı
o ilk günkü gibi yeniden yazamaz mısın beni
dağların en gizemli yerlerinde doğan
buz gibi, ama dupduru ırmaklar gibi
siyah kar taneleri düşer hayalinin üstüne
ben kış olurum, sense ilkbahar
şurada, gözlerinin önünde kardan bir adam var
varlığının güneşiyle erirken, yokluğunla nalan
anılar bir mahkumun kalbine nasıl düşerse
…
yeterince rüzgar aldın mı yelkenlerine
okyanuslar ötesine gitmek için hani
hani benden kaçmak
kalbimi alıp gitmek için uzaklara
şu sözümü iyi dinleyin
12 Eylül günü saatler geceye vurduğunda
en başta siz ey vatansız vatanseverler
her darbede ülkeyi yirmi yıl geriye götürenler
Mamak Cezaevi’nde Ülkücü gençlerin tırnaklarını sökenler
sevsem
tadar mısın
şiirlerin zehrini
asla yaklaşmadan
çok uzaktan bakar mısın
fethetmek istediğin ülkenin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!