yorgun camlarda kayıyor damlalar
hayattan ölüme dökülürcesine
bir kelebek telaşıyla akıyorlar
ve gidiyorlar, sessiz usul
hangi çiçeğe hayat verecekler
hangi gemiyi yürütecekler kim bilir
hadi söyle
silemez misin
sana dair tüm yanlışlarımı
o ilk günkü gibi yeniden yazamaz mısın beni
dağların en gizemli yerlerinde doğan
buz gibi, ama dupduru ırmaklar gibi
siyah kar taneleri düşer hayalinin üstüne
ben kış olurum, sense ilkbahar
şurada, gözlerinin önünde kardan bir adam var
varlığının güneşiyle erirken, yokluğunla nalan
anılar bir mahkumun kalbine nasıl düşerse
…
yeterince rüzgar aldın mı yelkenlerine
okyanuslar ötesine gitmek için hani
hani benden kaçmak
kalbimi alıp gitmek için uzaklara
şu sözümü iyi dinleyin
12 Eylül günü saatler geceye vurduğunda
en başta siz ey vatansız vatanseverler
her darbede ülkeyi yirmi yıl geriye götürenler
Mamak Cezaevi’nde Ülkücü gençlerin tırnaklarını sökenler
sevsem
tadar mısın
şiirlerin zehrini
asla yaklaşmadan
çok uzaktan bakar mısın
fethetmek istediğin ülkenin
kedi’ye…
zamanı durdurmak vardı ya şimdi
kilitlenip kalmak vardı gözlerinde
geçip giden nehirlere inat
bir deniz gibi dolmak vardı yüreğine
duvarın ardında çarpıyor kalbi
taşların içinde kaynıyor
bir cehennem gibi
ellerim yanıyor uzanırken boşluğa
ve gözlerim kanıyor
bir uçuruma tırmanır gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!