var say ki
surların ötesinde fatih'in gemileri
bir kasırga gibi yürürken
savaş çanları bizim için çalıyor
bizans kralı saraydan kaçıyor
tarihin en büyük fethi
yıldızlar...
istanbul'un sisli gecelerinde
karanlıklara karışan
rezil insanların
açgözlü canavarların
kirli pazarlıklarına kurban gitmiş
İste sana denizler getireyim avuçlarımda
Yosun ve gözlerin koksun ellerim
Dalgalar yürüsün parmaklarımda
Aktıkça boğulsun yüreğim
İste sana yıldızlar koparayım gökyüzünden
hani sular donduğunda
balıkların üstünü örten beyaz karlar var ya
işte öylesin meleğim
hani toprağa ve suya cemre düştüğünde
gülleri getiren baharlar var ya
isyan ediyor gözlerim
ne yana baksam yoksun
dokunmak isterken hayaline
ansızın kayboluyorsun
dilesem kalbimin en içli sözleriyle
bir gece yarısı ay ışığı gibi gelir misin
kimi doğumlar vardır
bir aileyi sevindirir
kimi doğumlar vardır
bir şehri ilgilendirir
kimi doğumlar vardır
bir kainatı şereflendirir
isa’yı bir kadına âşık sanır âlem
oysa o kristal kadehteki zehre dokunmaz
içmeden sarhoş olur o kadar
isa aşkı bin şiirde yazar
ama sadece bir kadında yaşar
sessiz bir gece İstanbul’da
yıldızlar ve bir adam sokaklarda
yalnızlığın uluduğu saatlerde
karanlık devasa bu gece
adım adım yürür yer ve gök
Beyoğlu’nda bir sarhoş şarkı söyler
siz benden kendimi inkar etmemi istiyorsunuz
hayır ben kendimi inkar edemem
bir cinayet işledim
bıçağı soysuzun kalbine sapladım
elim titremedi, içim korkmadı diyemem
belki masum değilim, ama katilim, diyemem
intiharın en fecisi kimi zaman birini sevmektir
adanmaktır, aldanmaktır
ölüme gider gibi ardı sıra yürümektir
bir girdaba dalar gibi gözlerinin içine dalmaktır
uyandığında kalbinin söküldüğünü anlamaktır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!