dünyaya gelmeden ölüm kalemi kırılmış
doğumu için aylarca beklenmiş
iniltilerle dünyaya getirilmiş
acılar, sancılara karışmış
katil, kapının deliğinden sinsice bakmış
aşk henüz taze bir bebekmiş
ayaklarımızda zamandan prangalar
ve aklımızda deli sorular
yorgunuz
ardı sıra koşuyoruz mutluluğun
burada varmak yok, hep yoldayız
ve yorgunuz
nefret çölünde susuz kalmış gibi
aşk şarabının son damlasını da içmiş
şu zalim harami
ateşten yaratılmış
o dünya güzelinin
incitmiş kalbini sarhoş nefesiyle
Sen'i anlatmayan kelimeler
ne de küçükmüş meğer
ah ki ne ah
ey kalbimin, aklımın
ve ruhumun sahibi
bin ömür secdede kalsa alnım
toprak suyu beklerken
bir yangın sıcağında
kururken güller
ve terk edip gitmişse bulutlar
bir kıyamettir kopmuştur
bir cehennem yerin derinlerinden
adını yazmamalıydım gözyaşlarıma
ey kalp damlası, güneş parçası
yüreklerde delicesine büyüyen aşklar gibi
gözyaşından bir deniz birikse de içimde
çırpınsa da dalgalar dağlar büyüklüğünde
her dokunuşta bir parçamı kaybetsem de
aşk bir melek gibi uyuyor gözlerinde
uyandırma sakın
rüya kadar tatlı olsun uykuların
geceler siyah örtülerinden arınsın
aşk bir melek gibi uyuyor gözlerinde
indir gözlerindeki şu silahı
kurşun gibi yağıyor bakışların
hayalin içimde bir kan damlası
ve parmaklarında bir cinayet ortağı
demek bu kaderin son yazgısı
ve bohemyanın son tangosu
henüz konuşamayan bir çocuk gibi
dilini yutmuş da yüreğim
gözyaşlarıyla istiyor seni
ta arşa kadar yükselsin diye nefesi
ruhunun en derinlerinden
lütfen, diye yalvarıyor aşkın sesi
göğün mavisi kül renkli bulutlarla kapalı
pencereden içeriye bir sonbahar rüzgarı doluyor
beyaz perde şaşkınlıkla salınıyor
yaz ortasında bu soğuk poyraz da ne
güz erken mi gelecek nedir
ayrılıklar yaşayan kalbim gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!