kanla yürüyen sarmaşıklar gibi
tüm bedenimi sarıveren
rüya gibisin
gitmeyesin diye uyanmıyorum
denizlerde kaybolan nehirler gibi
desem ki Süveyda aşkı anlatma bana
konuşma öyle uzaktan uzaktan
hadi gel, dur öylece yanımda
desem ki Süveyda güneşi anlatma bana
çoktan söndü ruhumun feneri
Bir şiir yazsam kırılan kalbinin üstüne
Yaraların beni affeder mi
Mutlu olur mu gözlerin
Gitmekle kalmak arasındaki ellerin
Hiçbir yere gidemeyen ellerimden tutar mı
zamana…
kelimeler tükendiğinde
gecenin gözyaşları gibi kayan
yıldızlar gelir aklına
dün gece ağladım
ne yalnızlık
ne acı
ne gözyaşı
ne karanlık
ne ayrılık
gözlerinin kıyısında duruverseydi gözlerim
dökülüverseydim varlığının uçurumlarına
dipsiz özlemlerle çakılsaydım yanı başında
hani ateşler kül etmek için tutuştuğunda
çözülüverir ya varlık büyüsünün efsunu
hani kalp kalpten, can candan uzak düştüğünde
suskun adamlar şehri burası
kilit vurulmuş caddelerine
çıkmaz, yazıyor yol tabelalarına
içten içe yaşanıyor burada hayatlar
maskelerin ardında saklanıyor ruhlar
korku filmleri oynuyor karanlık sinamalarda
su yangını başladı
kavurucu rüzgarlara emanet gözyaşları
alev potalarında eritildi acılar
hasretler, ayrılıklar dökülüyor damla damla
ruhumun nehirleri kızıla boyalı
yer alev, gök alev
rüzgar
hayat sayfalarını
ateşe sürüklüyor
ve çaresiz adam
kan ter içinde
rüzgardan sayfalarını
kumlara yazmışsın adını
dalgalar silmez mi sandın
cesetler üstüne kurduğun tahtını
kimseler yıkmaz mı sandın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!