sessiz bir gece İstanbul’da
yıldızlar ve bir adam sokaklarda
yalnızlığın uluduğu saatlerde
karanlık devasa bu gece
adım adım yürür yer ve gök
Beyoğlu’nda bir sarhoş şarkı söyler
var say ki
surların ötesinde fatih'in gemileri
bir kasırga gibi yürürken
savaş çanları bizim için çalıyor
bizans kralı saraydan kaçıyor
tarihin en büyük fethi
yıldızlar...
istanbul'un sisli gecelerinde
karanlıklara karışan
rezil insanların
açgözlü canavarların
kirli pazarlıklarına kurban gitmiş
hani sular donduğunda
balıkların üstünü örten beyaz karlar var ya
işte öylesin meleğim
hani toprağa ve suya cemre düştüğünde
gülleri getiren baharlar var ya
isyan ediyor gözlerim
ne yana baksam yoksun
dokunmak isterken hayaline
ansızın kayboluyorsun
dilesem kalbimin en içli sözleriyle
bir gece yarısı ay ışığı gibi gelir misin
kurşunlar yağar, yollar kesilir
yokluklar ülkesinde canlara kıyılır
her yanda katiller, tuzaklar kurulur
oysa melekler ölmez, ölmeyecekler
muhbirler dünyayı köy köy dolanır
önce umutları çaldın
sonra hayalleri
ve ardından yürütüverdin
deste deste, kasa kasa
yoksul ceplerden aşıra aşıra
hesapsız yaşarken
merdivenler
yıllanmış hatıralara
basamak basamak yükselirler
ben çıkarım geçmişin eteklerine
yorulurum sebepsiz
Bugün hangi maskeyi takmıştınız bayım!
Yine kral mıydınız?
Mikrofon başında yine esip gürlemişsiniz(!)
Şimdi ürkek ve titreksiniz...
Bugün hangi maskeyi takmıştınız bayım!
masumiyetini yitirmiş yaşamak
hayat duvarlara çarpa çarpa
yerlerde sürüne sütüne kirlenmiş
ve insan
kullanılıp kullanılıp bi kenara itilmiş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!