kokusunu yitirmiş kekik otları gibi kimsesiz
gözleri ay ışığı yolunda
dönmeyenleri bekleyen kadınlar gibi sessiz
o ağıtlar ki, içinde yitik inançlar saklayan bir koca deniz
ve o denizlerden gelen son fotoğraf ki,
kutlu zamanlar düşer geceye
yedi kat gökleri ayaza keser kış geceleri
sevinçlerle aydınlanır göklerin yüzü
ta fecir vaktine değin ,şehrin caddeleri
buz tutmuş kilitleri gıcırdarken
Bu sabah karanfilleri suya koyarken,
bir an olup gözlerim daldı.
Çiçekler elimde.
Ruhumdaki hüzün senden müteşekkil.
Hava fazlasıyla kasvetli.
Velakin sen yoksun.
bir gizli güç tarafından açılır sonsuza dek
ufkumun önünde dururken ardı boş kapılar
daveti meçhul bir yolculuğa çıkarım
uçsuz bucaksız hüzün denizlerine gemisiz
düşler parça parça hicran yarası
utanır insan gözlerinden
aynada kendine bakan adam
tutar yakasından sessizce
sorumluluğunu unutmak istese de
yakalanır acılara
odaya girdiğimde şaşakalıyorum
her yer kitap
alınmakla sayılmakla okunmakla bitirilemeyecek kadar çok
mütebessim bir manzara karşılıyor beni
Bizimde söyleyeceklerimiz var be arkadaşım
Hiç kimse şair doğmaz ki
Şair hayatın çilesini çekerek olunur
Duygular derdi olanı vurur
Bırak kısmet aramayı olduğu gibi kalsın
Derdin yoksa mesele yok vazgeç be arkadaşım
gecenin aydınlığını
başında bir taç gibi taşıyan
mehtabın rengini
yüzünde bir duvak gibi gezdiren
sana
gönül bağlayalı
gönlüm ince bir tebessüm bir gölgeliğe hasret
çorak arazinin tozuna bulandığım zamanlardan
bana terkedilmiş bir şehir miras
her yanı sessiz ve ıssız
yaşamak diye içimin sokaklarına savrulur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!