yok olmayı dilediğimiz zaman
sahi her şeyin yok olacağını mı sanıyoruz
o denli acziyet içerisindeyiz ki
yürüdüğümüz yolun rotasını bile çizemiyoruz
çıktığımız yolculuğun başlangıç noktasını
menzilini ve bitiş çizgisini
hiçbir kuvvet müktedir değil
bana onu asıl çehresinden başka bir çehre ile düşündürmeye
bunca zaman hiç durmadan
önümdeki resmin tam ortasından bana bakan gözleri
tebessüm ederdi hep
gözlerinin içi ışıl ışıl parıldardı
çoğu zaman yürürdü, binmezdi minibüse
belki de,
vereceği üç kuruşu düşünürdü
ılık rüzgarlar esmişti ikindilerde
yaseminler serpiştirilmişti iki gece arasına mavi zamanlardan
savrula savrula büyümüştü buğday başakları
gelen yıldırımdı ,şimşekti, gök gürültüsüydü
yer ile gök birleşince denizdi sisti
her türkü kavgadan ve sevdadan ve acıdan ibaretmiş
doğarken öğrendik
kısık sesle orhan dönerken pikapta
kalın seslerimizle ozan arif söyledik
en yabancı nefesleri kardeşten sayıp
can kulağımızdan el vererek dinledik
rüzgarların önünde tozlara karışmayı çok isterdim
var olmanın dayanılmaz bir yük olduğunu benden daha iyi kim bilebilir
iradem hep başkalarının elinde
hüzünler soluyorum tek mevsimlik
sıtmalar bulaşmış ciğerime
denizin tuzlu kokusu, sesi, uğultusu yaklaştı
eğri büğrü taşlardan bile yabani otlar fışkırmış
loş sokağın ucunda
köşe başında evimiz göründü
kapı yerinde yoktu
kulağımı çocuk seslerine vererek
toz toprak koparılan gürültüler dinlerim
ne hislenen körpe gönlün bir ıstırabı kalır
nede sokaktaki evlerin kirlenen camları
bardak bardak boşalır bir su, söner alevler
bir de ihtiyar ruhumun karamsar duyguları
Her tutku yalancı bir gurbet
Yuvarlanıp düşerim cehennem vadisine
Kader çizgisine sığmayan nice pembe hayallerim
Aşılmaz gönül dağları, düşlerime fer getirir
Yanar kanatları arzularımın ışığa yükseldikçe
tüy kadar hafif kutlu zamanlar düşer geceye
yedi kat gökler ayaza kesilir
sevinçlerle aydınlanır göklerin yüzü
ta fecir vaktine dek ,şehrin caddeleri
buz tutmuş kilitleri gıcırdarken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!