Ateş-i aşka düşmüşem
Yana yana ben pişmişem
Makamı, mülkü aşmışam
Yalanla kandırma beni
bir kırmızı gül boşluğu var içimde
hiç çiçek açamayan yer yosunu yalnızlıklarım var
hiç bir mevsimde olmadığı kadar
yarını olmayan med cezir düşlerim
bir kırmızı gül boşluğu var içimde
hiç çiçek açamayan yer yosunu yalnızlıklarım var
hiç bir mevsimde olmadığı kadar
yarını olmayan med cezir düşlerim
bulutların seferi var göğün maviliğinde
Ömer Dede
Siyah beyaz resimlerin ufuk görüntüsü çekilir
tenimin ters takvimlerine
Onca yaşanmış günlere sancı katılır
Yeri üç defa sallandırdılar boğazımın kör düğümüne
sahip olmanın sonu yok
imkanlar sınırlı ve istekler sonsuz
her gün yeni bir şey üretiliyor
reklamlar sürekli yeni ihtiyaçları hatırlatıyor
Her şey, avuçlarımızdan sızan bir kum saati gibi başladı.
Zihnimiz henüz kirlenmemişken.
Tasavvurlarım vardı benim;
avuçlarımda henüz çiğ düşmemiş taze tomurcuklar.
yapıp ettiklerimle değil de,
yapmak istediklerimle alsa boyumun ölçüsünü
bitirdiğim işlere bakarak değil
içimde büyüttüğüm hayallerimle takdir etse beni
elimden gelenleri değil sadece
an geldi
nefeste tazelendi ses.
sözler taze bir yağmur olup düştü .
adımlar farklı,
öfkeler farklı
bir çocuğun gözlerinin içine girerek
seyredilmeli peygamber
çocuksu bir saflığın göğünde yükselen
bir yıldız gibi
parlamalı peygamberlik nuru
onlar kah istikbal boyutunda akıp durdular çağlar boyu
kah bir duvar kağıdında zeval buldu çehreleri
yaşlanan çiğdemler anlattı kış gecelerinde hikayelerini
tülbentli testilere zahiren düş ve hayal doldurdular
ruyi zeminden muhal zamanlara göz kırpmadan gittiler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!