ya sen
ya sen filistinli çocuk
dün seni gazze de gördüm yapayalnız
bir yetim gibi
kalbimi acıtan belki de senin susmandı
sesini kimselerin duymadığı paramparça gecelerdi
koyu bir maviliğin içinde gözlerim hep uzaklarda
izlerini silebilseydim geriye kalan hatıraların
hangi kıyılarına ve hangi uçurumlarına bıraktığım
tanısı konmamış soğuk kışlardan kaçmak da yalan artık
sokakların ateşiyle yanmaya başlamalı daha da geç olmadan
yavaşlarken
razı olmak serin gölgelere
beklemeye
sabretmeye
sessiz olunmalı
tüm sırlarım saklı zeytin ağacının gövdesinde
evimin bahçesinde dikili
tüm hayatımın öyküsü
günlerim gecelerim dilim dilim
naralarım çığlıklarım
portakal ağacının gövdesinde
Ben yazdığım şiirlerin cahiliyim
Bazen aşar beni yazdıklarım
Anlatmak istediklerimin ötesinde bir alem
Ne yaptığımı nasıl yaşadığımı bilmediğim
Ben yazdığım şiirlerin malikiyim
göklerimde yankılanır güneşin gürültüsü
hareler dökülür kurak toprağıma
düşlerimden uyanır kuru buğday taneleri
can olur sıcağı ,her damlası bir nefes
hicretin en gizemlisini yaşarım
boşalır yollarıma yedi renk yağmur
emin ol ki sana,
birbirine sarılıp burulmuş olan
cennette özel bir nehir adadık;
öyle ki,
bütün ırmakları ondan şubelere ayrılır
kurşun vızıltılarına tempo tutarak
ne kaldı en kutsal zaferlerden geriye
acıdan kan ve göz yaşından başka
aynı zamanda öfke ve nefret
tan yeri ağarıp açılmakta olan şafağa yemin olsun
sütun şeklinde uzamış olan aydınlığa ...
birdenbire şuurlara çarpan mutluluğa...
dağlarda ki pınarlara, bulutta ki yağmurlara,
toprakta ki tohumlara yemin olsun
med cezir ortasında kalmış bir kum tanesi gibi
gök sussun yer dinlesin kalplerimizin nazlı çarpışlarını
çeyrek vakitlerden bir lahza bulup
gül yanaklı zamanlara gidelim
kanatlansın ruhumuz yüksek diyarlara doğru




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!