sevdalar kokusunu ayrık otlarının kökünde bırakmış
gökyüzünde görünmez olmuş güneş
artık işi bitmiş ışıklar saçmanın faydası yok
bu gidiş hiç olmadığı kadar yola bağlıyor seni
tam burada ağıtlar yakılmış eskiden bir zamanda
artık sus…
Avuçlarımın içinde İbrahim
Her sabah kutlu yolu düşlerime giriyor
Çiğ düşüyor gül yanaklarından mabedime
Peygamber huzurundan esintiler
Mahsur kalmak sır olmak kadar gizemli
Yeşil gölgeli bir seccadenin derinliklerinde
sen hiç
akşam alacasında
babaları yosun bağlamış iskelede
kanatsız bir martı çığlığında
fırtınalara
tutuldun mu
siz ey, evvelce kömür karasında yanan,
sonra gönül yarasında ağlayan şehirler
siz zambak zambak... sonra bayrak bayrak...
kendinizi dostluğa ilikleyerek yaşamadınız mı bu topraklarda
siz ey, düşmanlar iken birbirinin suyunda dost olan nehirler
rüzgar her vakit eserken yeryüzünde
sıkıntıdan bunalan dünyaya inşirah verendi
aslında hatırlatandı
her zorluktan sonra bir kolaylık olduğunu
ve Rabbinin bir nefes kadar yakınında olduğunu
sevgi neydi
sevgi iyilikti, dostluktu
sevgi emekti
durursam bir daha kurtulamam
ziyanı yok
gelişinle indi gökten yağmur geceye koşar adım
özlemle seni bekleyen çorak topraklardı
taş duvarları yosun tutmuş
bir parça etten müteşekkil kalplerdi
aylarca nasılda taşımışlardı onca ayrılığı
beni hem sevdin
hem de benden kaçtın değil mi
zaten bunun için
gerideki anılar bu kadar karışık
huzura varıp selamımızı ilet ey saba yeli
bağrı yansın fecrin heyecandan
ışıklar salkım saçak mutluluğa gömülsün
hoş gelsin bir sahur vakti
sefalar getirsin on bir ayın sultanı
önümde uzanan zengin bir kaosun çocuğuna gebeyim
ölümü tatmakta soğuk nefesler
buna rağmen keşmekeş bir düzensizlik
ne var ne yok içine çeker sonsuzluğu
Ha doğdu ha doğacak
her kara deliğinde istiflenmiş soysuz düşünceler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!