her gün filesiyle bir kadının geçtiği pazar yeri
okuldan dönen bir çocuktur yaşam belki
yakılan bir sigaradır
bu cehennem sıcağında
sen unutursun, ben de yeni baştan anlatırım
zaten başka bir şey kalmaz aklında senin
kaldırım kenarından kadınlar geçerken
hay gözüm kör olaydı da bakmaz olaydım
sen kumsalda oturup uzaklara dalmışken
kaç dolunay yansır denizine
kaç melek öper seni
sen uyurken usulca içimde
en çok ben yoruldum
ağır ağır batıyordu güneş
ufka sinmişti bakışların
dört bir yan kıp kırmızıydı
nar dalları zeytin ağacı
göğsü sarı kiraz kuşları
susan suydu sarmaşıktı
sevdam sana
özlemim sana
hasretim sana
yoksa şu mavi sonsuzluğu delen minarelere çıkıp
haykırsam sana olan özlemimi
gam içinde, keder içinde
bela yağmurları gökten yağarken
hiçe dökülüp gitmek varken
bir denizi ummanda
fena fillah bulmak gerek
bu nasıl gönülse
ak denmez
kara denmez
alacası bol
kuşkusu bol
rahat denmez
dakikalar bezmiş
saniyeler bitap düşmüştü
saatler harabeye dönüyordu giderek
etrafımda sayısız görüntüler
saat dilimleri arasına sıkıştırılmış
bekliyordum
bir ömür boyu hasreti çekilen memleket türkiye
aha şuracıkta koca bir sükunet kütlesi
sevgisi kalbe emanet uğruna canlar feda
bir nefeslik sigara kadar hükmi yok
onsuz yaşamanın
serçeler havalanır
şehrin üstüne
kimi sisten
kimi esintiden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!