Alıp başını gidiyorsun ,
Dünyanın sığlığından ruhun genişliğine iltica ediyorsun.
Hırka yerine taşıdığın o ağır emanet sırtında
Adım adım, ayakların basıyor ama
Ruhun başka bir yolda yürüyor.
Kendine sürgünsün,
med cezir ortasında kalmış bir kum tanesi gibi
gök sussun yer dinlesin kalplerimizin nazlı çarpışlarını
çeyrek vakitlerden bir lahza bulup
gül yanaklı zamanlara gidelim
kanatlansın ruhumuz yüksek diyarlara doğru
Razısın.
Gecenin karanlığından da,
Gündüzün aydınlığından da.
Gelen kederi de, giden sevinci de
yeni bir yorgunluk dalgası vuruyor gözlerime
herhangi bir şey söyleme hevesini yitiriyorum
bir aşk kokusu yayılıyor odamda
içimde ki özlemler uyanıyor ağır ağır,
içinde düşler ,düşler gerçeklerle karışık
Hıfzımın derinliklerinden akıp gelir
En soylusu mistik derecede aşk atlasından
Aforizmalarına itilmekte ulu orta kutsallarım
Kahir ekseriyeti unutulmuş
Zikir mensuplarından mistik bir ruh taşırlar
gönlüne gül değmişlerin gözünde
ilk defa bahar geliyor
bu bahar ilk bahar
tekrar değil
ilk…
çılgınca bir hayatın aktörü veya figüranlarıyız
benliğimizde müthiş boşluklar oluşturduk
kızıldenizin yarılmasına benzer
izahları pek olmayan mucizeler yaşıyoruz
duygu dünyasından uzak
gölge düşer yere
sadece gölge
aşağıdakiler için lütuftur gölge
böylece gök kubbe altında
hey sokağın ucundaki kırık camlı evler
hey evleri kuşatan yoksulluk
hey gecenin içinden kayıp savrulan sessizlik
hey kutlu yalnızlıklar
göklerde ayaza kesen karanlıklar
her sabah
binlerce çocuğun yetim kaldığı yeryüzüne
açıyoruz gözlerimizi
yakıp yıkılan şehirlerin harabe görüntülerine
kül olup kavrulan insanların sayısına alışa alışa
başımızı yastıklara koyuyoruz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!