uzun, kıvırcık saçlı gördüm düşümde
bir zeytin ağacı gördüm düşümde
badem ağaçlarının kokusunu gördüm düşümde
uzun gecelerin hüznüne aşılanan
seni gördüm düşümde ayşa
kent hayatında sürekli konuşmak mecburiyetindeyiz
sağında solunda bir sürü kalabalık
selamlar...günaydınlar... nasılsın... iyimisin ...
ruhu çöküyor insanın
bu olağan alışkanlıklardan dolayı
ismi konmamış korkular büyütürüm
düşüncelerimi ezer geçer tutkularım
beyhude ilişkilerin gizemine duçarım
umutlarım yıldız yıldız her gece
aydınlatırlar ıssız , perişan en kuytu köşelerimi
biriken yalnızlıkların en nefessiz yerlerini
kendime adadığım bir anlık zaman bile
tek başına benim olmadı…
her anı , her nefesi
sadece isyanların şiddeti ve ön öfkeleri idi
içimde bir yerlerde,
yürek atışlarıyla çoğalan
an geldi
nefeste tazelendi ses.
sözler taze bir yağmur olup düştü .
adımlar farklı,
öfkeler farklı
yeni bir fert
yeni bir kişilik
bir silkelenme ve kendine geliş
yeni bir ben inşa etme yolculuğundayım
benliğimin geçmiş tarafını siliyorum
öyle bir gece
vakitsizce denizde yakamozlar
saatin kaç olduğuna aldırmadan
avare dolaşırken kaldırımlarda
sararan yaprakları söküp alırken
mavzeri sırtında bir eşkıya rüzgar
Çilekeşliği benimsemişti Mehmet Efendi
dünyayı kurtarmadan evvel ,
dünyanın bir ucundaki soluk yüzlü evi kurtaralım gelin ,
sevemediklerimizi sevmeyi deneyelim, gelin,
içimizi kuşatan yoksulluğun askerlerini dağıtalım, gelin
at sırtında serin bozkır gecelerini diyar edinmişim
bir masal ülkesi ki uğruna can vermişim
ey dağlarına denizlerine inandığım memleketim
ufkundan bir sabah parlak güneş gibi doğacak
sonsuz bir cennetin güzelliğini arzuluyorum
dünyayı değiştirmek için geldi elçi
sellerin kirli akışından
kenara çekmeye geldi insanlığı
alışkanlıkları dönüştürmek için direndi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!