birazdan kelimeler içimde ıslanacak
siyah mürekkepten yağmur damlıyor
sokağa bakan odamda
yıllardır defterime ağrılı bir ömür düşüyor
kalpte titreyen hatıraların yüzü suyu hürmetine
çoğu kez susarız
bilinçli bir sessizlik değil bu
cesaretimiz olmaz konuşmaya
bir şeyler yapmayı değil
bir şeyler düşünmeyi tercih ederiz
geçerdi gözlerimin önünden bacaların dumanı
tan yerinden hep aynı kızıllık
rüzgar silerdi camdaki parmak izlerini
çiçekler açardı rengarenk pencerelerde
haylaz bir çocuk gibi konuşurdu
sevda büyüdükçe
boy atıyor ayrılıklar
kıyamette dünya sürekli
dökülüyor makyajı ince ince
zamanın paslı ucu dokunuyor tenlere
her an bir kuyuya itiliyor insan
yeni fikirler tesis etmenin zamanı
nüfusu çok arttı ilham meleklerinin
yetişemiyorum isteklerine
daima beni meşgul ediyorlar
zihnimde yaşananlara
ve sorarım,
yorgun düşmüş hayatın geçmişini,
geleceğini…
tekrar tekrar sıkılmadan
bu masalın sonunu
sorgularım
sabah radyosu omuzunda, kulağı radyoya dayalı, hasan yürüyor
radyoda o türkü ,kimsenin anlam veremediği
yazıklar olsun, yazıklar olsun
kaderin böylesine, yazıklar olsun
büfenin önünde dikiliyor, cebini karıştırıp birkaç bozukluk çıkarıyor
gazetesini alıp uzaklaşıyor, uzağa, uzakta ki evine gidiyor
bir muştu büyütmüştü anadolu
direnci fırat
isyanı dicle
bir resim ki rüyayla çizilmişti
sisli ışıkla yoğrulmuştu
kış geldi diye çilesini düşünüp üzülme
kış, derin uyku zamanı değil,
ölmeden önce ölmenin öğrenildiği en güzel mevsimin adıdır
Vezin: Fâ’ilâtün / Fâ’ilâtün / Fâ’ilâtün / Fâ’ilün
Zerre zerre nûr inerken gökyüzünden arza dek,
Sanki bir kudsî duâdır her nefes her bir dilek.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!