değişen hiçbir şey yok
yani dünden bu yana
boynu bükük birkaç sözcük
örümcek bağlamış
birkaç lakırdı
ben yüzümü yıkayıp saçlarımı tarıyorum
Suyun içinde yüzen söğüt ağacı
Yatmadan hemen önce,
günü bütünüyle hatırlamak istediğimizde,
uzlaşı başlar o vakit.
Gün boyu üzerimize yağan renklerden
toprakta filiz vermeyen tohum olmak
tohumdan meyve beklemek
sonra kainata parıltılar saçarak
muntazam hakikatler fışkırtmak
zamanın dehlizlerinde öylece yürümek
geceydi ve yalnızdılar
bir süvari inat etmiş
dünyayı kurtarmadan evvel
dünyanın bir ucundaki soluk yüzlü evi kurtaralım gelin
sevemediklerimizi sevmeyi deneyelim, gelin
aklım almıyor.
sabahtan akşama değin sokaklarda dolaşıyor,
sabahlara değin penceremin önünde oturuyorum,
bin bir şey geçiyor kafamdan,
ince bir misinaya takılmış gibi sızlıyor yüreğim...
duvarımda örgülü sarı saçların
birine ay
diğerine güneş adını vermişim
ışıkları düşünce
öyle açıyor ki çiçekler
zihinler isyan dolu
kıvrımlarında ülke yıkılmaya yüz tutmuş
çaresizliğin pençesinde meğer bükülmüş boyunlar
sanma çalkalanmış şehirler arınmaya başlamış günahlarından
vicdanların ihanetini seslendiren haykırışlar susunca
insanları yaratan insanların Rabbine
şu halimle korunmaya muhtaç benim
küçük büyük gelmiş geçmiş ve gelecek
melekutun hakimi ve daima tek sahibi
şüphesiz sanadır en mukaddes görevim
kullar safında isterim şevk ile dizilmeyi
besmeleyle ulaşırım seher zamanlarına
korkularımı savurur rüzgarın nefesi.
içime uhrevi gölgeler üfler
ufukta ki nur bulutu
uzaktan yakına ,yakından ruhuma
boncuk boncuk terim bir ummanın köpüğü
heyecanlı yürüyüşler
derin fısıltılar
mahcup çağırışlar
içten seslenişler
sıcacık heyecan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!