meryem sessiz…
meryem suskun
sus meryem
pasif bir susma olmasın susuşun
kim ne söylerse söylesin sen sus
tel örgülerim her seferinde benim yalnızlığımı kanatacak
sınır boyları acıdan mamul alevlerle sarılı
vizesiz ağrılarımın zonklamaları ulaşınca beynimin merkezine
kırılan aynaların her zerresini yazacak kiramen katibin
tüm karanlıklar kayıp anılarımın diline pelesenk olmuşken
zeytuni gök bezminde kalacak sırrı gecelerimin
iyice kararmış bir gecenin tam ortasında
benden başka kimsenin olmadığı bir yerdeyim
bulunduğu bir aralıktan fırlamış, öylece
evet tesirindeyim zıt düşüncelerin
yokluktan varlığa geçişime şahit
ellerim hala soğuk, titriyorum
belki ilk defa
çığlık yüklüyüm
en hazin anlarını yaşıyorum
ayrılığın
kızıl akşamların en çarpıcı olduğu yerde
korkuya bürünen bulutlar gibi loş
insan her şeyi elinde tutamaz
hiç bir zaman
ne gücü
ne güçsüzlüğü
ne de yüreği
ve açtım derken kolları
kelamlar adına
ben, sen, o, biz, siz, onlar...
ne varsa büründürüldüğümüz
sözcükler, kavramlar, terimler ve ıstılahlar adına
birer birer... yeri ve göğü düşünün
ve ikisi arasındakileri
lodoslar vuruyor sahillerime
renkler düşüyor bir bir
sarı yapraklar dökülüyor baharlarımdan
karanfil sevdaları ile dolu yüreğim
kar üzerine gül desenli rüyalar çiziyorum
ne gökte ne yerdeyim
gölgesiz bir cevherim
çoğu zaman kırılgan
çoğu zaman dağılmış
bir derviş gibi
fikrimin hazinesinden bahanelerle ulüfe dağıtırım
endişeler işgal etmiş masum hayallerimin her cihetini
sitem ederek zamanın bu uçuk ve duyarsız boyutuna
bütün hışmıyla saldırıya uğramışlığına aldırmadan
beklemek ne kadar perişan verici sabahın kör güneşini
kar yağıyordu evlere ağaçlara
caddelere kaldırımlara lapa lapa
kar biriktiriyordu paltosu şapkası
her şey beyazdı sanki…
oysa her şey siyahtı
gözlerden akan yaşlar da




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!