ey karşısında vecitli saatler yaşadığım eski dost
ne zaman dertlerime kulak verecek
ne zaman kafamdakilere makes olacaksın
fikirler uçuşan ateş böcekleri misali
onlarcası hafızaya doğru kalkınca
göğün ışıman renginde sessizce
özlemin kızıllığı uçuşmalı gözlerde
saçlarda güneş yalımı
sinede yayılmalı ateş
türküler söylenmeli
yedi baharınca
yokluğun
üzerime kasvetli akşam gibi iner
sessizce
senden kalan anılarla
kana kana içerim seni
duygusal bir şarkı
mevsim sonbahar
zembereği kopmuş gergef bir zaman şimdi
her dem yağmalanırım
beyaz bir sancı karışır
bir isyan yürür damarlarıma
her sabah uyandıktan sonra daima
güneşe bakıyormuş gibi ağır ağır
gözlerimi zorla zapt ederek gezinirim
rastgele görmüş gibi önünde durduğum
bu muhteşem manzarayı
gözlerim kapanıncaya dek
her gece yeni baştan
önce kirletilmiş hecelerle
kapılar açılır birer birer
ürkek ürkek lambalar yanar
kısık nefeste ısısı alınmış ateşler yanar
sokağın ucundaki soluk perdeli evde
çoğu zaman
kaybettiklerimizin idrakine bile varamıyoruz
belki de fark etme yeteneğimizi çoktan saf dışı bırakmışız
kendi irademizle yol yürüyemeyecek hale gelmişiz
kendi içimizde
her nedense,
uyku düşüncesi en muhteşem meyvelerini tattırır bana
gözlerim yaprak gibi hafif bir rüzgarla sallanır
aheste yürür aheste yükselir dolunay
ışığının nağmeleri sükutun yattığı odamda yankılanır
işveli bedenleri belirir ince tüllerle örtülü
her gece rüya denizinde onlarla yıkanırım
bırakalım güneş girsin içimize
üfleyelim üstüne taptaze renklerimizi
giyinelim ak bulutları bakire sevincinde
bize değip geçen kuş tüyü hafifliğinde
yele verelim heyecanlarımızı zeynep
bu sabah yeniden uzaklara ta uzaklara
yürümek istiyorum
sadece zihnimde olan bir hayale
uçurumlardan korkular teneffüs ederek
sonra da kendinden geçip nefes nefese
sonbahar rüzgarlarının uğultusuyla




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!