ve gecenin sesini işitirim ben bir yapraktan döküldüğünde
bir ağaç arkasında rüzgarın öksürdüğünü ben duyarım
suyun hapşırmasını
geçtiğinde her taşın deliğinden
balkonların tavanından kırlangıçların cik,cik seslerini
yüreğimde amansız bir çöl fırtınası
her an artıyor
halden hale giriyor
yüz ekşitiyor
surat asıyor
hesap soruyor
kendime her gün yeni bir hikaye yazıyorum
bazen de yazmadığım için hikayeler karışıyor
kendi yolumda ilerliyorum ama
nereye gittiğimi bilmiyorum
Dur dedi hayat.
Seninle konuşmamız lazım...
Hani derler ya dinlemeyi bilmiyoruz diye.
Çevremizi, doğayı,
insanları ama en çok da kendimizi.
keşke bilebilseydin
bir kelamın değil bir yüreğin sesiydi
bir sancı suretinde
her biri ayrı heyecan
dize dize hayaller
beyit beyit duygulardı
Düşmeden yedi verenlerin nazarı
Dönenceler keyf uykusanda
Eskitir günahını mağrasında her biri
Hikmeti -sebebi kalp ağrısına dönüşür
Acı sızar evliya ambarından
incir çiçeği kokar mavi gecelerin vahşi şehirleri
asırlar geçmiş aradan lanetlerle muzdarip
elinde yeşil asası Sultan Süleyman
halbuki büyülü bir cennet vaat etmişti
ışığın sancaklaştığı Anadoluya
incir çiçeği kokardı mavi gecelerin vahşi şehirleri
elinde yeşil asası Sultan Süleyman
büyülü bir cennet vaat etmişti
ışığın sancaklaştığı Anadoluya
bir vakit nallar altında Asya’nın seccadesi
ah ile sancılı anneliği tecelli etsin meryemlerin
sürgün çölünde ,susuz ateşler içinde
zamanları serinlik ağırlasın
sarsılsın zemin ,uçuşsun kumlar
çöle yağmur çağırmak için
bir çaresizliktir artık taze çimen rüyası
sen hiç uyudun mu,
kaç gece içerir bir darağacının dehşeti
garip ve sonsuz geçen ürpermeler
kaç gecelerde mermi sesleri…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!