Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
başlarız her işe
o vakit manevi bir alemde zevkimiz arttıkça artar
zatının tecellisi içinde neşe ile çırpınırız
bazen gözyaşlarını döküp yüreklerimizi ezen günah yükünü yıkarız
sevgiler vurulur önce en ince yerinden
kırık kapılardan geceler sızar odalara
sarı yapraklar dökülür sonbaharlarda en evvel
en hüzünlü rengiyle çırpınır zaman
yüreklerden çıkan her ses bir sancı suretinde
puslu sokaklara serpilir kopan fırtınalar
bin siyah susku çöküyor şimdi
mekke’nin hareli yalnızlığına
vahyin sessizliğini de güzel görüyor olmalı elçi
sessizliği de vahiy diye duyuruyor can kulağına çünkü
vahyin kırık hecelerle eğilişi bile
avuçlarında menekşe mavisi çiçekler açar
aşk kokar zamanın tüm parçacıkları
ay ışığı umutlar indirir öteki göklerden
aydınlık…bir elif miktarı
aşk miktarınca iki yürek
eriyen hayat içinde
geçerdi gözlerimin önünden sigaramın dumanı
şafak vakti tan yerinden hep aynı kızıllık
rüzgar silerdi camdaki parmak izlerimi
sabahı beklerken uyurdum
çiçekler açardı rengarenk pencerelerde
geçerdi gözlerimin önünden sigaramın dumanı
şafak vakti tan yerinden hep aynı kızıllık
rüzgar silerdi camdaki parmak izlerimi
sabahı beklerken uyurdum
çiçekler açardı rengarenk pencerelerde
yağmurlu havanın yangını da büyük olur derler
savaşlarda kazanılan zaferler kadar ölüm kokar
kılıçla açılan yaralar kadar ıstırap verir
içimdeki ateşi besler durur serpintileri
damla damla çoğalır sancılarım
mutluluk vadeden yollar var önümüzde
büyüsü sarıp sarmalar bizi
tozpembe bulutların üzerinde
kaderlerine terk edilmiş gibiyiz zeynep
bu yüzden işte yalancı umutlar
yaprak üşümüş..
elma dalından düşmüş
masal ışıldağından şaşaalı sahneler
mest eyleyen parıltılar savrulmuş eylülden ekime
yağmur taramış saçlarını gecelerce
yaprak üşümüş...
elma dalından düşmüş…
her şey turuncu
masal ışıldağından şaşaalı sahneler
mest eyleyen parıltılar savrulmuş eylülden ekime




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!